Günün ilk ışıklarıyla uyanıyorsunuz. İçgüdüsel olarak eliniz telefonunuza uzanıyor. Haber akışınızın akan görüntüsü sizi içine çekerken, algoritmaların zarif elleriyle tasarlanmış bir dünyada gezinmeye başlıyorsunuz. Her bir görüntü, zihninizde küçük dopamin kıvılcımları saçıyor.
Durup düşünelim: Bu duvar gerçekten sizin mi, yoksa görünmez iplerle idare edilen bir sahnenin figüranı mısınız?
Dijital dünyanın masum görülen kaotik perde arkaları, bireyin algılarını şekillendiren karmaşık bir manipülasyon ağıdır.
Bu yazı, bilincimizi yönlendiren tasarımın insan psikolojisiyle kurduğu bağı ve uyguladığı manipülasyonun çeperlerini keşfetmeyi planlıyor.
Algı Yönetiminin Tanımı
Algı yönetimi, bireylerin veya toplulukların olaylara, kavramlara ya da mesajlara dair algılarını belirli bir yönde şekillendirmek amacıyla kullanılan stratejik bir süreçtir.
Bu süreç, insanların bilgi edinme yollarını etkileyerek onların düşünce ve davranışlarını yönlendirmeyi hedefler.
Bu kavram, psikoloji, iletişim ve medya çalışmaları gibi birçok disiplinin kesişim noktasında yer alır. Medya, algı yönetiminde temel bir araç olarak işlev görür. Bilgilerin seçilmesi, filtrelenmesi ve belirli bir çerçevede sunulması yoluyla bireylerin gerçeklik algısı üzerinde etkili olur. Medya ve iletişim araçlarının sürekli olarak bireylere sunduğu seçilmiş bilgiler, onların dünyaya bakış açılarını belirli kalıplara sokabilmektedir. Bu nedenle, bireylerin eleştirel düşünme yetilerini geliştirmeleri ve farklı perspektiflere açık olmaları, algı yönetiminin etkilerinden korunmak için büyük önem taşımaktadır.
Medyanın Manipülatif İşlevi ve Tarihsel Örnekler
Medya, Latince kökenli bir kelimedir ve “aracı” anlamına gelir.1 Ancak bu aracılık yalnızca televizyon, radyo ya da internetle sınırlı değildir; ebeveynlerimiz bile bize kendi bakış açılarını aktarırken birer medya görevi üstlenir. Medyanın bilgiyi iletme işlevi, bu bilgiyi işleme biçimimizde büyük bir etki bırakır. Örneğin, çocukluk döneminde “Yabancılarla konuşma” veya “Karabasan gelir seni alır” gibi masum görünen söylemler, güvenlik algısını belirli bir şekilde yönlendirir.
Manipülasyon, bilgi kontrolü ve algı yönetimi yoluyla bireylerin düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen bir stratejidir. Tarih boyunca bu strateji kitleleri yönlendirmek için sıklıkla kullanılmıştır. Nazi Almanyası’nda kullanılan propaganda araçları, Amerikan toplumunda komünist korkusunu büyüten medya içerikleri bu örneklerden yalnızca birkaçıdır. Günümüzde ise sosyal medyanın sınırsız gücü, manipülasyonu daha erişilebilir ve etkili bir hâle getirerek bu tarihsel stratejiyi yeni bir boyuta taşımıştır.
Algoritmaların Rolü: Balondan Yankı Odaları
Manipülasyonun tarih boyunca farklı araçlarla kullanıldığını hatırlamış olduk. Ancak günümüzde bu süreç daha sofistike bir boyuta taşındı: Algoritmalar.
Algoritmalar, bireyin ilgisine uygun içerikler seçerek bir yankı odası yaratır. Bu odada birey, yalnızca kendi inanç ve fikirlerini destekleyen bilgilere maruz kalarak gerçeklik algısını dar bir çerçeveye sıkıştırır.
Bu algoritmik yönlendirme, modern manipülasyonun çağdaş ve teknolojik bir yansımasıdır. Geleneksel medya araçlarının aksine, algoritmalar bireylerin anlık reflekslerini analiz eder ve onlara ilgi çekici içerikler sunar. Böylece bireyler, kendilerini doğrulayan bilgilerle çevrelenirken farklı perspektiflere erişimden uzaklaşır.
Algoritmalar, kullanıcıların reflekslerini analiz ederek onlara “ilgi çekici” içerikler sunar. Bu kulağa masum bir teknik gibi gelse de aslında bireyin dünya algısını daraltan bir yankı odası yaratır.
Örnek: Bir kişi belirli bir politik görüşle ilgili içeriklere tıkladığında, algoritma bu kişiye aynı görüşü destekleyen daha fazla içerik sunar. Bu durum, bireyin farklı perspektiflere erişimini engeller ve onu bir filtre balonunun içine hapseder.
İğnesiz ve Rahat: Algoritmaların Yönlendirdiği Alanlar
Alan
Başlangıç
Yönlendirme
Sonuç
Sağlık ve Diyet
Besleyici tarifler aratılıyor
Hızlı kilo verme yolları
Tehlikeli diyetler ve detoks programları sunuluyor
Ebeveynlik
Çocuklar için eğitici oyunlar aratılıyor
Endişe verici ebeveynlik içerikleri
Mükemmeliyetçi ebeveynlik anlayışı geliştiriliyor
Komplo Teorileri
Seçim haberleri izleniyor
Seçim hileleri ve komplolar
Kullanıcılar, komplocu gruplarla karşılaşıyor
Başörtüsü Algısı
Muhafazakâr giyim önerileri aranıyor
Başörtüsünün rahatsız edici yanları vurgulanıyor
Başörtüsü tercihi sorgulanıyor, dini pratikler zayıflatılıyor
Algoritmalar, kullanıcıyı ilk başta “daha kolay” ve “rahat” seçenekler sunarak manipüle ederken, zamanla bu seçenekleri bireyin başörtüsü tercihini sorgulatacak bir noktaya getirir. Mesajlar, genellikle “özgürlük” ve “konfor” vurgusuyla bireyin hassasiyetlerini hedef alır. Örneğin, “Başörtünüz olmadan da inancınızı yaşayabilirsiniz” veya “Kafanıza rahatsızlık vermeden stil sahibi olun” gibi içeriklerle bireyin dini pratikleriyle bağını zayıflatmayı hedefler.
Bu tür yönlendirmeler, bireyin farkında olmadan başörtüsüne dair algısını dönüştürebilir. Algoritma, başörtüsünü bir inanç pratiği olmaktan çıkarıp, bir “stil tercihi” veya “rahatlık” meselesi hâline getirerek kişinin kimliğinde derin değişikliklere yol açabilir.
Bu manipülatif içeriklere karşı farkındalık geliştirmek, bireylerin tercihlerini bilinçli şekilde koruyabilmeleri için kritik önem taşır.
Öngörülebilir Bireyler: Algoritmaların Yeni Oyuncağı
Bu süreç, bireylerin manipüle edilebilir birer veri setine indirgenmesine yol açar. Algoritmalar, geleneksel propagandacıları aşarak bireye özel mesajlar oluşturabilir. Göçmenlik gibi hassas konularda kişiye özgü içerikler sunmak, bireylerin duygusal tepkilerini manipüle etmek ve onları daha fazla etkileşim için yönlendirmek bu güçle mümkün hale gelir.
Algoritmalar, toplum üzerindeki etkileriyle bireyleri sadece yönlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda öngörülebilir hale getiriyor. Temelinde makine öğrenimi prensipleri yatıyor ve bu sistemler, belirli bir hedefi optimize etmek üzere tasarlanıyor. Örneğin, YouTube algoritmaları tıklama oranını artırmayı hedefler. Ancak bu masum gibi görünen süreç, bireylerin yalnızca ilgilerini çeken içeriklere yönlendirilmesiyle sınırlı kalmaz; onları daha bağımlı ve tahmin edilebilir bir hâle getirir.
Bu manipülasyon, “geçiş içerikleri” adı verilen masum başlangıçlarla başlar. Örneğin, basit bir haber akışında, algoritma sizi zamanla daha duygusal ve aşırı içeriklere yönlendirebilir. Şiddet içeren videolar veya öfke uyandıran içerikler gibi uç noktalardaki materyaller, bireylerin dünya görüşlerini daha radikal bir hâle getirir. Bunun nedeni, aşırı görüşlerin öngörülebilirlik sağlama potansiyelidir. Bireyler, doğrulayıcı içeriklere güçlü tepkiler verir ve algoritmaların en değerli hedef kitlesine dönüşür. Bu psikolojik ödül mekanizması, bireyleri ekranda daha fazla zaman geçirmeye iter. Skinner’ın farelerle yaptığı deneyler, bu tür pekiştirme yöntemlerinin insan davranışlarını da kolayca yönlendirebileceğini gösterir.2
Konular
Açıklama
Etkisi
Değişken Oranlı Pekiştirme Sistemi
Tahmin edilebilir içeriklerin arasına serpiştirilen sürpriz öneriler, bireylerin dopamin salınımını artırarak ekranda daha fazla zaman geçirmeye teşvik eder.
Bireylerin dikkatini ele geçirir ve bağımlılık yaratır.
A/B Testi
Platformlar, farklı kullanıcı gruplarına olumlu veya olumsuz içerikler göstererek, bu içeriklerin kullanıcıların ruh hâlleri üzerindeki etkisini gözlemler.
Toplumsal etkileşimleri etkileyerek bireylerin duygusal durumlarını manipüle eder.
Karanlık Modeller
Gizli ücretler, karmaşık gizlilik ayarları ve kullanıcıyı çıkarlarına aykırı seçimler yapmaya yönlendiren arayüzler, bireylerin farkında olmadan kontrol edilmelerini sağlar.
Bireylerin özgün kararlarını zayıflatır ve toplumsal güveni zedeler.
Bu süreç, bireylerin bireysel varoluşlarının basit veri noktalarına indirgenmesine yol açar. Algoritmalar, geleneksel propagandacıların hayal dahi edemeyeceği bir nüfuzla, her bir bireyin duygu dünyasına özel mesajlar oluşturur. Göçmenlik gibi hassas meselelerde sunulan içerikler, kişisel korkuları ve önyargıları tetikleyerek, bireyi bir yankı odasının içerisine hapseder. Böylelikle, insanın kendi iradesiyle yönlendirdiğini sandığı dijital yolculuk, aslında görünmez ellerin şekillendirdiği bir izlek hâline gelir. Bu manipülasyon, bireylerin seçimlerini, düşüncelerini ve hatta kimliklerini algoritmik çerçeveler içerisine sıkıştırarak, insanı özgünlüğünden uzaklaştırır ve ruhunu hesaplanabilir birer tepkiler dizisine dönüştürür.
Dikkat Ekonomisinde Özgürlüğün Fiyatı: Kimliklerimiz Algoritmaların Elinde Rehin mi?
Bu noktada şu soruyu sormamız gerekiyor: Teknoloji gerçekten bize özgürlük mü sunuyor, yoksa bizi kendimize yabancılaştıran yeni bir esaret biçimi mi yaratıyor? Tasarlanmış dünyaların parıltılı yüzeyinin altında, seçimlerimizin ne kadar bize ait olduğunu sorgulamalıyız. Eğer bu süreci tersine çevirmek istiyorsak, önce zihinsel zincirlerimizi fark etmeli ve kendi irademizin iplerini yeniden elimize almalıyız. Çünkü gerçek özgürlük, bize sunulan değil, bizzat kazanılan bir durumdur.
Eğer bu kontrolü yeniden kazanmak istiyorsak, üç temel değişikliğe ihtiyacımız var. İlk olarak, insan zihninin ikna edilmeye açık olduğunu kabul etmeliyiz. Bu farkındalık, bizi manipülasyondan koruyacaktır. İkinci olarak, tasarımcıların hesap verebilir olduğu bir sistem kurmalıyız. Tasarım, insanlık adına daha etik bir geleceği inşa etmenin aracı olabilir. Üçüncü olarak, teknolojiyi sadece dikkat çekmek için değil, daha anlamlı bir yaşam kurmak için kullanmanın yollarını aramalıyız.
Kayıp Ufuklar: Toplumsal Bilincin Dijital Kuşatması
Dijital dünyanın görünmeyen elleri, yalnızca bireylerin dikkatini çekmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal bilincimizi de şekillendiriyor. Algoritmaların manipülasyon gücü, bireysel tercihleri aşarak toplumsal normlara ve değer sistemlerine kadar genişleyen bir etki alanı yaratıyor. Ancak bu etki yalnızca dijital ortamlarla sınırlı değil; toplumların dinî, kültürel ve ahlâki söylemleri de bu manipülasyonun araçları haline geliyor.
Bugün İslam toplumlarında, politik manipülasyonlar ve popülizm, ahlâki itibar kaybını sıradanlaştırıyor. İdeolojik propagandalar ve ırkçı söylemler, toplumların manevi ve ahlâki ufkunu daraltıyor. Tıpkı algoritmaların bireyleri yankı odalarına hapsetmesi gibi, bu manipülatif stratejiler de toplumları kendi dar kalıplarında düşünmeye zorlayarak eleştirel bir kamuoyunun oluşmasını engelliyor.
Algoritmalar, bireylerin ilgilerini analiz ederek onları belirli içeriklere yönlendirdiğinde, bu yalnızca bireysel bir sorun olarak kalmıyor. Aynı zamanda, eleştirel bakış açısını yitiren bireyler, toplumsal meselelerde de edilgen bir tavır benimsemeye başlıyor. Bir çözüm olması gereken İslam’ın, ahlâki ve manevi mesajlarını araçsallaştıranlar, onu kaba bir ajitasyon unsuru hâline getirerek tarihin sahte değneklerini atanlarla birlikte şüphesiz aynı kefede değerlendirileceklerdir.
Ahlâki ufkumuzu geliştiremediğimiz ve bu perspektifi kabullenemediğimiz bir dünyada yalnızca bireyleri ve toplumları daha öngörülebilir birer araç hâline getiriyoruz. Bu nedenle, ister dijital ister toplumsal düzeyde olsun, manipülasyon karşısında farkındalık geliştirmek, ahlâki duruşumuzu koruyabilmek için kritik bir zorunluluktur.
Ancak burada bir umut ışığı var. Teknolojinin ve propagandanın birleşen gücü, insanlık için bir tehdit olduğu kadar, doğru ele alınırsa yeni bir makûl idrak ve sorumluluk çağı da başlatabilir. Bu potansiyeli hayata geçirmek, şüphesiz ahlâki ve eleştirel düşüncenin yeniden inşasıyla mümkün olacaktır.
Eğer bireyler olarak kendimize dönüp, neye inandığımızı ve bu inancı nasıl yaşadığımızı sorgularsak; toplumu manipüle etmeye çalışan görünmeyen güçler karşısında duruşumuzu sağlamlaştırabiliriz. Bu yeni çağın özgür bireyleri, farkındalıklarını ve sorumluluklarını artırarak, geleceğin dünyasında daha güçlü bir yer edinebilir.
Gerçek özgürlük; eleştirel bakış açısını kaybetmeyen, sorumluluğunu bilen ve manipülasyon karşısında durabilen bireylerin inşa ettiği bir dünyada mümkündür. Ancak bu şekilde, birey ve toplum olarak kendimizi yeniden bulabilir, dijital dünyanın sahte parıltılarının ötesinde hakiki bir anlam arayışına girebiliriz.
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Algoritmik Değnekler ve Firavun’un Saltanatı: Dijital Dünyanın Yönettiği Manipülatif Krallık
Sabahın İlk Işıklarındaki Ekran Görüntüsü
Günün ilk ışıklarıyla uyanıyorsunuz. İçgüdüsel olarak eliniz telefonunuza uzanıyor. Haber akışınızın akan görüntüsü sizi içine çekerken, algoritmaların zarif elleriyle tasarlanmış bir dünyada gezinmeye başlıyorsunuz. Her bir görüntü, zihninizde küçük dopamin kıvılcımları saçıyor.
Durup düşünelim: Bu duvar gerçekten sizin mi, yoksa görünmez iplerle idare edilen bir sahnenin figüranı mısınız?
Dijital dünyanın masum görülen kaotik perde arkaları, bireyin algılarını şekillendiren karmaşık bir manipülasyon ağıdır.
Bu yazı, bilincimizi yönlendiren tasarımın insan psikolojisiyle kurduğu bağı ve uyguladığı manipülasyonun çeperlerini keşfetmeyi planlıyor.
Algı Yönetiminin Tanımı
Bu süreç, insanların bilgi edinme yollarını etkileyerek onların düşünce ve davranışlarını yönlendirmeyi hedefler.
Bu kavram, psikoloji, iletişim ve medya çalışmaları gibi birçok disiplinin kesişim noktasında yer alır. Medya, algı yönetiminde temel bir araç olarak işlev görür. Bilgilerin seçilmesi, filtrelenmesi ve belirli bir çerçevede sunulması yoluyla bireylerin gerçeklik algısı üzerinde etkili olur. Medya ve iletişim araçlarının sürekli olarak bireylere sunduğu seçilmiş bilgiler, onların dünyaya bakış açılarını belirli kalıplara sokabilmektedir. Bu nedenle, bireylerin eleştirel düşünme yetilerini geliştirmeleri ve farklı perspektiflere açık olmaları, algı yönetiminin etkilerinden korunmak için büyük önem taşımaktadır.
Medyanın Manipülatif İşlevi ve Tarihsel Örnekler
Medya, Latince kökenli bir kelimedir ve “aracı” anlamına gelir.1 Ancak bu aracılık yalnızca televizyon, radyo ya da internetle sınırlı değildir; ebeveynlerimiz bile bize kendi bakış açılarını aktarırken birer medya görevi üstlenir. Medyanın bilgiyi iletme işlevi, bu bilgiyi işleme biçimimizde büyük bir etki bırakır. Örneğin, çocukluk döneminde “Yabancılarla konuşma” veya “Karabasan gelir seni alır” gibi masum görünen söylemler, güvenlik algısını belirli bir şekilde yönlendirir.
Manipülasyon, bilgi kontrolü ve algı yönetimi yoluyla bireylerin düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen bir stratejidir. Tarih boyunca bu strateji kitleleri yönlendirmek için sıklıkla kullanılmıştır. Nazi Almanyası’nda kullanılan propaganda araçları, Amerikan toplumunda komünist korkusunu büyüten medya içerikleri bu örneklerden yalnızca birkaçıdır. Günümüzde ise sosyal medyanın sınırsız gücü, manipülasyonu daha erişilebilir ve etkili bir hâle getirerek bu tarihsel stratejiyi yeni bir boyuta taşımıştır.
Algoritmaların Rolü: Balondan Yankı Odaları
Manipülasyonun tarih boyunca farklı araçlarla kullanıldığını hatırlamış olduk. Ancak günümüzde bu süreç daha sofistike bir boyuta taşındı: Algoritmalar.
Algoritmalar, bireyin ilgisine uygun içerikler seçerek bir yankı odası yaratır. Bu odada birey, yalnızca kendi inanç ve fikirlerini destekleyen bilgilere maruz kalarak gerçeklik algısını dar bir çerçeveye sıkıştırır.
Bu algoritmik yönlendirme, modern manipülasyonun çağdaş ve teknolojik bir yansımasıdır. Geleneksel medya araçlarının aksine, algoritmalar bireylerin anlık reflekslerini analiz eder ve onlara ilgi çekici içerikler sunar. Böylece bireyler, kendilerini doğrulayan bilgilerle çevrelenirken farklı perspektiflere erişimden uzaklaşır.
Algoritmalar, kullanıcıların reflekslerini analiz ederek onlara “ilgi çekici” içerikler sunar. Bu kulağa masum bir teknik gibi gelse de aslında bireyin dünya algısını daraltan bir yankı odası yaratır.
Örnek: Bir kişi belirli bir politik görüşle ilgili içeriklere tıkladığında, algoritma bu kişiye aynı görüşü destekleyen daha fazla içerik sunar. Bu durum, bireyin farklı perspektiflere erişimini engeller ve onu bir filtre balonunun içine hapseder.
İğnesiz ve Rahat: Algoritmaların Yönlendirdiği Alanlar
Alan
Başlangıç
Yönlendirme
Sonuç
Sağlık ve Diyet
Besleyici tarifler aratılıyor
Hızlı kilo verme yolları
Tehlikeli diyetler ve detoks programları sunuluyor
Ebeveynlik
Çocuklar için eğitici oyunlar aratılıyor
Endişe verici ebeveynlik içerikleri
Mükemmeliyetçi ebeveynlik anlayışı geliştiriliyor
Komplo Teorileri
Seçim haberleri izleniyor
Seçim hileleri ve komplolar
Kullanıcılar, komplocu gruplarla karşılaşıyor
Başörtüsü Algısı
Muhafazakâr giyim önerileri aranıyor
Başörtüsünün rahatsız edici yanları vurgulanıyor
Başörtüsü tercihi sorgulanıyor, dini pratikler zayıflatılıyor
Algoritmalar, kullanıcıyı ilk başta “daha kolay” ve “rahat” seçenekler sunarak manipüle ederken, zamanla bu seçenekleri bireyin başörtüsü tercihini sorgulatacak bir noktaya getirir. Mesajlar, genellikle “özgürlük” ve “konfor” vurgusuyla bireyin hassasiyetlerini hedef alır. Örneğin, “Başörtünüz olmadan da inancınızı yaşayabilirsiniz” veya “Kafanıza rahatsızlık vermeden stil sahibi olun” gibi içeriklerle bireyin dini pratikleriyle bağını zayıflatmayı hedefler.
Bu tür yönlendirmeler, bireyin farkında olmadan başörtüsüne dair algısını dönüştürebilir. Algoritma, başörtüsünü bir inanç pratiği olmaktan çıkarıp, bir “stil tercihi” veya “rahatlık” meselesi hâline getirerek kişinin kimliğinde derin değişikliklere yol açabilir.
Bu manipülatif içeriklere karşı farkındalık geliştirmek, bireylerin tercihlerini bilinçli şekilde koruyabilmeleri için kritik önem taşır.
Öngörülebilir Bireyler: Algoritmaların Yeni Oyuncağı
Bu süreç, bireylerin manipüle edilebilir birer veri setine indirgenmesine yol açar. Algoritmalar, geleneksel propagandacıları aşarak bireye özel mesajlar oluşturabilir. Göçmenlik gibi hassas konularda kişiye özgü içerikler sunmak, bireylerin duygusal tepkilerini manipüle etmek ve onları daha fazla etkileşim için yönlendirmek bu güçle mümkün hale gelir.
Algoritmalar, toplum üzerindeki etkileriyle bireyleri sadece yönlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda öngörülebilir hale getiriyor. Temelinde makine öğrenimi prensipleri yatıyor ve bu sistemler, belirli bir hedefi optimize etmek üzere tasarlanıyor. Örneğin, YouTube algoritmaları tıklama oranını artırmayı hedefler. Ancak bu masum gibi görünen süreç, bireylerin yalnızca ilgilerini çeken içeriklere yönlendirilmesiyle sınırlı kalmaz; onları daha bağımlı ve tahmin edilebilir bir hâle getirir.
Bu manipülasyon, “geçiş içerikleri” adı verilen masum başlangıçlarla başlar. Örneğin, basit bir haber akışında, algoritma sizi zamanla daha duygusal ve aşırı içeriklere yönlendirebilir. Şiddet içeren videolar veya öfke uyandıran içerikler gibi uç noktalardaki materyaller, bireylerin dünya görüşlerini daha radikal bir hâle getirir. Bunun nedeni, aşırı görüşlerin öngörülebilirlik sağlama potansiyelidir. Bireyler, doğrulayıcı içeriklere güçlü tepkiler verir ve algoritmaların en değerli hedef kitlesine dönüşür. Bu psikolojik ödül mekanizması, bireyleri ekranda daha fazla zaman geçirmeye iter. Skinner’ın farelerle yaptığı deneyler, bu tür pekiştirme yöntemlerinin insan davranışlarını da kolayca yönlendirebileceğini gösterir.2
Konular
Açıklama
Etkisi
Değişken Oranlı Pekiştirme Sistemi
Tahmin edilebilir içeriklerin arasına serpiştirilen sürpriz öneriler, bireylerin dopamin salınımını artırarak ekranda daha fazla zaman geçirmeye teşvik eder.
Bireylerin dikkatini ele geçirir ve bağımlılık yaratır.
A/B Testi
Platformlar, farklı kullanıcı gruplarına olumlu veya olumsuz içerikler göstererek, bu içeriklerin kullanıcıların ruh hâlleri üzerindeki etkisini gözlemler.
Toplumsal etkileşimleri etkileyerek bireylerin duygusal durumlarını manipüle eder.
Karanlık Modeller
Gizli ücretler, karmaşık gizlilik ayarları ve kullanıcıyı çıkarlarına aykırı seçimler yapmaya yönlendiren arayüzler, bireylerin farkında olmadan kontrol edilmelerini sağlar.
Bireylerin özgün kararlarını zayıflatır ve toplumsal güveni zedeler.
Bu süreç, bireylerin bireysel varoluşlarının basit veri noktalarına indirgenmesine yol açar. Algoritmalar, geleneksel propagandacıların hayal dahi edemeyeceği bir nüfuzla, her bir bireyin duygu dünyasına özel mesajlar oluşturur. Göçmenlik gibi hassas meselelerde sunulan içerikler, kişisel korkuları ve önyargıları tetikleyerek, bireyi bir yankı odasının içerisine hapseder. Böylelikle, insanın kendi iradesiyle yönlendirdiğini sandığı dijital yolculuk, aslında görünmez ellerin şekillendirdiği bir izlek hâline gelir. Bu manipülasyon, bireylerin seçimlerini, düşüncelerini ve hatta kimliklerini algoritmik çerçeveler içerisine sıkıştırarak, insanı özgünlüğünden uzaklaştırır ve ruhunu hesaplanabilir birer tepkiler dizisine dönüştürür.
Dikkat Ekonomisinde Özgürlüğün Fiyatı: Kimliklerimiz Algoritmaların Elinde Rehin mi?
Bu noktada şu soruyu sormamız gerekiyor: Teknoloji gerçekten bize özgürlük mü sunuyor, yoksa bizi kendimize yabancılaştıran yeni bir esaret biçimi mi yaratıyor? Tasarlanmış dünyaların parıltılı yüzeyinin altında, seçimlerimizin ne kadar bize ait olduğunu sorgulamalıyız. Eğer bu süreci tersine çevirmek istiyorsak, önce zihinsel zincirlerimizi fark etmeli ve kendi irademizin iplerini yeniden elimize almalıyız. Çünkü gerçek özgürlük, bize sunulan değil, bizzat kazanılan bir durumdur.
Eğer bu kontrolü yeniden kazanmak istiyorsak, üç temel değişikliğe ihtiyacımız var. İlk olarak, insan zihninin ikna edilmeye açık olduğunu kabul etmeliyiz. Bu farkındalık, bizi manipülasyondan koruyacaktır. İkinci olarak, tasarımcıların hesap verebilir olduğu bir sistem kurmalıyız. Tasarım, insanlık adına daha etik bir geleceği inşa etmenin aracı olabilir. Üçüncü olarak, teknolojiyi sadece dikkat çekmek için değil, daha anlamlı bir yaşam kurmak için kullanmanın yollarını aramalıyız.
Kayıp Ufuklar: Toplumsal Bilincin Dijital Kuşatması
Dijital dünyanın görünmeyen elleri, yalnızca bireylerin dikkatini çekmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal bilincimizi de şekillendiriyor. Algoritmaların manipülasyon gücü, bireysel tercihleri aşarak toplumsal normlara ve değer sistemlerine kadar genişleyen bir etki alanı yaratıyor. Ancak bu etki yalnızca dijital ortamlarla sınırlı değil; toplumların dinî, kültürel ve ahlâki söylemleri de bu manipülasyonun araçları haline geliyor.
Bugün İslam toplumlarında, politik manipülasyonlar ve popülizm, ahlâki itibar kaybını sıradanlaştırıyor. İdeolojik propagandalar ve ırkçı söylemler, toplumların manevi ve ahlâki ufkunu daraltıyor. Tıpkı algoritmaların bireyleri yankı odalarına hapsetmesi gibi, bu manipülatif stratejiler de toplumları kendi dar kalıplarında düşünmeye zorlayarak eleştirel bir kamuoyunun oluşmasını engelliyor.
Algoritmalar, bireylerin ilgilerini analiz ederek onları belirli içeriklere yönlendirdiğinde, bu yalnızca bireysel bir sorun olarak kalmıyor. Aynı zamanda, eleştirel bakış açısını yitiren bireyler, toplumsal meselelerde de edilgen bir tavır benimsemeye başlıyor. Bir çözüm olması gereken İslam’ın, ahlâki ve manevi mesajlarını araçsallaştıranlar, onu kaba bir ajitasyon unsuru hâline getirerek tarihin sahte değneklerini atanlarla birlikte şüphesiz aynı kefede değerlendirileceklerdir.
Ahlâki ufkumuzu geliştiremediğimiz ve bu perspektifi kabullenemediğimiz bir dünyada yalnızca bireyleri ve toplumları daha öngörülebilir birer araç hâline getiriyoruz. Bu nedenle, ister dijital ister toplumsal düzeyde olsun, manipülasyon karşısında farkındalık geliştirmek, ahlâki duruşumuzu koruyabilmek için kritik bir zorunluluktur.
Ancak burada bir umut ışığı var. Teknolojinin ve propagandanın birleşen gücü, insanlık için bir tehdit olduğu kadar, doğru ele alınırsa yeni bir makûl idrak ve sorumluluk çağı da başlatabilir. Bu potansiyeli hayata geçirmek, şüphesiz ahlâki ve eleştirel düşüncenin yeniden inşasıyla mümkün olacaktır.
Eğer bireyler olarak kendimize dönüp, neye inandığımızı ve bu inancı nasıl yaşadığımızı sorgularsak; toplumu manipüle etmeye çalışan görünmeyen güçler karşısında duruşumuzu sağlamlaştırabiliriz. Bu yeni çağın özgür bireyleri, farkındalıklarını ve sorumluluklarını artırarak, geleceğin dünyasında daha güçlü bir yer edinebilir.
Gerçek özgürlük; eleştirel bakış açısını kaybetmeyen, sorumluluğunu bilen ve manipülasyon karşısında durabilen bireylerin inşa ettiği bir dünyada mümkündür. Ancak bu şekilde, birey ve toplum olarak kendimizi yeniden bulabilir, dijital dünyanın sahte parıltılarının ötesinde hakiki bir anlam arayışına girebiliriz.
Dipnotlar:
İlgili Yazılar
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Ahlakın Eleştirisi ya da Eleştiri Ahlakı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Yası Tutul(a)mayan ve Yüzü Başkasında Yok Sayılanların Varlığı Üzerine
Toplama kamplarında, yaşadıkları şehirlerde, evlerinde, kişiler şiddet aracılığıyla biçimlendirilerek sistematik bir şekilde öldürülmüşlerdi.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.