Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
-
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
-
Görmek mi Görebilmek mi?
“Allah’ım,
Daha
Yol boyunca
Bırakma elimi,
Düşerim sonra.”
Evet, Allah elimizi bırakırsa düşerdik biz. Düşmek kötüydü; yaralanırdık, canımız acırdı, tekrar kalkmakta zorlanırdık. -
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Demir Dev ve Ben Filistinliyim
Ne yazık ki silahlar ona doğrultulunca, dev de kendini savunmak zorunda kalıyor. Asıl mesele, Demir Dev’in güvende hissetme ihtiyacından kaynaklanıyor. Hogarth’ın yaralanması ise bardağı taşıran son damla oluyor ve dev, bir savaş makinesine dönüşüyor. Ama unutmayalım: O, sevgiyi öğrenmiş bir varlık. Kendini feda etmeye bile hazır…
Daha -
Emperyalizm ve Edebiyat
Antonio Gramsci’nin kavramlaştırdığı “kültürel hegemonya” teorisine göre, güçlü uluslar hâkimiyetlerini yalnızca askeri ve ekonomik yollarla değil, aynı zamanda kültürel araçlarla da pekiştirerek kurarlar. Bu bakımdan genel sanat teorisi bağlamında sanatın hemen bütün dallarında olduğu gibi özellikle yazının ve yazınsal üretimin toplamı niteliğindeki edebiyatın, emperyalist düşüncenin yayılması, yerel ve genel eksenlerde dal budak salması ve giderek meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekmektedir.
Daha -
Benim Sadık Yarim Işıl Işıl Barış
“Savaş her zaman davetsiz gelir. Hoşlanmadığı şeylerin listesini de beraberinde getirir.” Yavuz hırsızdır, ev sahibini bastırır savaş. “Bundan böyleeeeeeee…” diye çirkin naralar atar. Binlerce yılın yaşanmışlığını, birikimini hiçe sayar; sevgi köprülerini hiçbiri kalmayacak şekilde imha eder.
Daha -
İddiasını Kaybetmiş Bir Din Söylemi ya da İçtihadı Yeniden Düşünmek
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
Daha -
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine Özgür Kavak ve Sadık Kılıç ile Soruşturma
Çağdaş dönemin en önemli meydan okuması ise kanaatimce, Müslüman kimliğinin muhafazası ile evrensel değerlere entegrasyon arasındaki dengenin nasıl sağlanacağı meselesidir. Bu, yalnızca teorik bir tartışma değil, aynı zamanda Müslüman toplumların geleceğini şekillendirecek temel bir tercih sorunudur.
Daha -
Bir Başyapıt Üzerine Deneme: Şeriat Yahut Beyaz Adam
Ahlâk ve hukuk arasındaki bölünmez bütünlüğün gözardı edilmesi ve aslında parçalanması, “Kur’an’ı bir hukuk kitabı olarak değil, teolojik bir metin olarak gören ve ahlâk kitabına indirgeyen” sömürgeci mantığın inşâ ettiği tüm alanlarda, kimsenin aradığını bulamadığı, bulmak için yapay ışık kaynaklarının lütfuna muhtaç olan, dumûr halindeki zihinleri yaratmıştır.
Daha -
Şii Fıkıh Geleneğinde İctihadın Anlam Değişimi ve kabulü: Masum İmamlara Rağmen İctihad Mümkün mü?
Görüleceği gibi Ahbârîler, şer’î hükmün zann-ı galibe dayalı olmasını reddetmişlerdir. Onlara göre şer’î hüküm yalnızca nassa dayanmalıdır. Nas ise nefsu’l-emre(şeyin kendindeliğine/hakikatine) uygun düşen rivayetlerdir. Masum İmamlardan nakledilen rivayetler nefsu’l-emre uygun düştüğü için asıl delil Kur’ân ve İmamlardan gelen hadislerdir.
Daha