• Bir Çocuğun Karakutusu Olarak Oyuncak ve Dünyanın Türlü Türlü Halleri

    Memleketin ahvali böyleyken, oyuncak bebeklerin kırık-kopuk kafaları yollar boyunca uzanırken, küçüğümüz ilk arkadaşını buluyor. Gösterişli oyuncaklarla çevrelenmiş küçük kızın başı dönmemiş olacak ki tatlı küçük at diye sarıp sarmalıyor kahramanımızı. Öylesine duyarlı, öylesine sevgi dolu ki elli öpücük ve kâfi miktar yiyecekle uğurluyor tahta atı.

    Daha
  • Nas Bağımlılığı ve Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” Filmi

    Fıkhın, kendini güncelleme kabiliyeti sayesinde Müslüman toplumlarda ortaya çıkan birçok probleme asırlar boyunca etkin çözümler ürettiğini ifade etmek hakkaniyetli bir değerlendirme olur. Ancak özellikle son iki asra gelindiğinde bu durumun belirli ölçüde değişiklik arz ettiği gözlenmektedir. Tek bir nedene indirgenemeyecek kadar girift olan bu değişimin temelinde Müslüman toplumların Batı karşısında siyasi hâkimiyetlerini kaybetmesi yatmaktadır.

    Daha
  • Ahmet Okumuş İle Filozofun Gazze İle İmtihanına Dair

    Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu. Türkiye’deki okuyucunun tercüme eserlerinden tanıyabileceği Judith Butler, Slavoj Zizek gibi isimler bunlardan birkaçı. Fakat bunların içerisinde bu söyleşimize konu olacak asıl isim; “Dayanışma Prensipleri: Bir Beyanat” başlıklı, 3 arkadaşıyla birlikte bir açıklama yayımlayan Jürgen Habermas. Habermas’ı siz de çalışmaları üzerinden yakinen biliyor ve takip ediyorsunuz. Bu açıdan değerlendirmeleriniz Türkiyeli okuyucu açısından kıymetli.

    Daha
  • Mehmet Çelenk İle Filistin Üzerine; Ameli Boyutu Olmayan Siyaset

    Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden sürdürülmesi çok yüzeysel ve basit kalıyor. Cenab Şahabettin’in Tiryaki Sözleri’nde kullandığı bir ifade var; Derken avam her şeyin gürültülüsünü sever düğünün de ibadetin de yani hemen yanı başımızdaki bir mağazaya saldırarak, sadece onun ürünlerini boykot ederek gerçek anlamda global Yahudi şerrine mâni olabilir misiniz? Yani ortalama bir vatandaş Starbucks’tan kahve içmeyerek bu eylemi yürütebilir barışçıl bir şekilde. Ama öte yandan İsrail’le fiilen ticaret yapan, dünya kadar para kazanan hatta belki tek işi bu olan insanlarla hiçbir şekilde temasa geçilmeden, onlar ikna edilmeden, onlar bu sürece dâhil edilmeden, ortalama bir insanın psikolojisi üzerinden boykot yürütmeyi ben çok makûl görmüyorum. Bu da iç siyasete, vitrinlere oynamak gibi geliyor. Hani kaba bir tabir kullanılır; Starbucks mücahitleri şeklinde. Bu arada İslâm ülkeleri bu konuda samimi iseler Starbucks dışında kendi ülkelerinin İsrail’le, Yahudilerle iş yapan firmalarını teker teker ifşa etsinler ve o ürünler konusunda aynı duyarlılığı göstersinler

    Daha
  • Nekropolitikalar ve Ortadoğu

    Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
    Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.

    Daha
  • Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş       

    Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…

    “(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…

    Daha
  • Gazze’nin Hatırlattıkları ve Gösterdikleri

    Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.

    Daha
  • Farid Esack ile Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi

    Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?

    Daha
  • Gazze Öğretmeninin İnsanlığa Öğrettiği Dersler

    Adeta bir hapishane hayatına doğan ve defalarca yıkıcı savaşlar yaşayan Gazzeli çocukların olgunlukları ve felaketler karşısındaki sabırlı duruşları, hem çocuğa bakışımızda hem de çocuk yetiştirmedeki yanlışlarımızı gösterdi. Elini suya sabuna dokundurtmadan, tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayarak, hayatın zorluklarıyla ve tehlikeleriyle yüzleştirmeden, hiçbir sorumluluk yüklemeden çocuk büyütmek ve bununla övünmek, dünyadaki varlık gayemiz olan imtihan olgusundan habersizliğimizin en açık göstergesi.

    Daha
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.