Masalların, manilerin, tekerlemelerin, atasözlerinin dilden dile dolaştığı sözlü edebiyat döneminden yazılı edebiyat dönemine geçişle birlikte birçok edebi eser yayımlanmış, okuyucusuna ulaşmıştır. Bu eserlerden bazılarının çocuklar için yazıldığı söylense de bunlar yetişkinlerin yararlanabileceği eserlerdir. İngiltere’de soyluların Horn Book adı verilen kitapları okudukları 15. yüzyılda William Caxton’ın küçük cep masalları kitabı çıkar. 18. yüzyıla kadar İngiltere’de hazırlanan kitapların önemli bir bölümü İncil’den alınmıştır.
Fransa’da Charles Perrault, halk ağzında dolaşan masalları toplayarak 1697 yılında bastırdığı kitapla çocuk yayımcılığının ilkleri arasında yer alır. Dünyanın birçok ülkesinde okunan Külkedisi, Parmak Çocuk, Kırmızı Başlıklı Kız, Çizmeli Kedi gibi eserler ona aittir. Aslında, Charles Perrault masallarını, La Fontaine fabllarını çocuklar için yazmamıştır. İlk dönem çocuk klasikleri çocuklar için yazılmamıştır çünkü. İlk dönem çocuk kitaplarının hedefi bilgi aktarma ve fayda sağlamaya yöneliktir.
Jean Jacques Rousseau, “Emilie” adlı eserini kendi çocukluğunu ve çocukluğundan elde ettiği birikimi esas alarak kaleme alır. Emilie’de “Nasıl bir çocuk yetiştirilir?” sorusunun cevabı aranmakta ve bu yetiştirmede anne babanın rolü ortaya konmaya çalışılmaktadır. Rousseau’nun yedi temel ilke üzerine oturttuğu natüralist eğitim anlayışı birçok yönden kabul edilebilir olsa da söz konusu anlayışa sekülerlik hâkimdir. Rousseau ile aynı dönemde yaşayan Nabi de çocuk eğitimi ve çocuğun yetiştirilmesinde anne babanın rolünü ortaya koyarken model olarak oğlu Ebu’l Hayr Mehmet Çelebi’yi esas alır. Her iki yazar da kendilerine göre bir anlayış ortaya koyarlar. Nabi’nin “Hayriyye” adlı eseri her ne kadar öğüt niteliğinde ise de eserin edebi niteliği kayda değerdir.
Hayallerin de hayata dâhil olduğu, soyut âlemin sınırsızlığı karşısında zihnin yaşama coşkusuyla dolduğu bir mecradır çocuk edebiyatı…Diliyle, biçimiyle, sadeliğiyle çocukların bilinç ve birikim düzeylerine uygun bir edebiyat… Algısal-kavramsal gelişimi destekleyen bir edebiyat…
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
İyi çocuk edebiyatı kurgusuyla, olay örgüsü ve karakterleriyle, anlatımıyla üst düzey olandır. Bunun için özellikle üç temel kavrama dikkat etmek gerekecek: Çocuk bakışı, çocuğa görelik ve çocuk gerçekliği. Bu üç kavram çocuklar için yapılacak edebiyatın pedagojik, görsel ve estetik kabul ölçütlerinin zorunlu kavramlarıdır. Çocuk bakışı hayatı, olayları ve düşünceyi çocuk gözüyle değerlendirebilmektir. Çocuk gerçekliği, çocuğun yetişkin insandan farklılıklarını; çocuk evrenine özgü konu, davranış ve duyarlılıkları içine alır. Çocuğa görelik ise konunun, içeriğin, dilin, üslubun çocuğa uygun olmasıdır. Çocuk bilincinin ortaya çıkması ve nesne çocuk anlayışının özne çocuk anlayışına evrilmesi sonucunda çocuklar için uygun kitap yazma düşüncesi doğmuştur. Bu döneme rengini veren çocuğa görelik kavramıdır.
Çocuk edebiyatı, öncelikle ilk okuru çocuk olan bir edebiyattır. İyi bir çocuk edebiyatı kitabını, yaşı kaç olursa olsun, her insan severek okuyabilir. Estetik-şiirimsi dille yazılan çocuk kitabı daha istekli okunacaktır elbette. Sanatın sezdirme, zevk, eğlence ve güzel zaman geçirme boyutundan yoksun bir eser ile edebiyatı, sanatı önceleyen, okumayı sevdiren bir eserin anlam katmanı bir değildir. İyi bir çocuk edebiyatı kitabı çocuğa okumayı sevdirir. Çocuk edebiyatının en temel işlevi çocuklara okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırmaktır çünkü. Dildeki incelik, kurgudaki heyecan, bitişteki sürpriz çocuklara okuma alışkanlığı kazandıran önemli etkenlerdir.
Kitap okuyan çocukların konuşmaları düzgün, sözcük dağarcıkları geniş, muhakeme yetenekleri gelişmiş, hayal güçleri sınırsızdır. Akranlarına göre daha erken olgunlaşır ve birçok alanda düşünce sahibi olurlar. Yazarın anlatımıyla, çizgisiyle, kurguladığı duyarlılığıyla, biçimlendirdiği içerikle tanışan çocuklar kendilerini ve hayatı tanımayı, kıyaslamayı öğrenirler. Özgüveni ve eleştirel bakışı gelişmiş, dengeli ve sağlıklı bir kişilik elde ederler. Her şeyden önce, “Oku!” emriyle küçük yaşta muhatap olur; Rabbini, kendini, yaşadığı dünyayı anlatmakta güçlük çekmezler.
Çocuk edebiyatı yetişkin edebiyatından daha büyük bir ustalık ve bilinç gerektirir. Cahit Zarifoğlu, çocuklar için yazmanın çocukça bir iş olmadığını söylüyor.
İyi bir çocuk kitabının çocuklara estetik bir duruş ve davranış biçimi kazandırması gerekir. Öğüt veren yaptırımcı anlayış yerine; okurken eğlendiren, eğlenirken düşündüren, düşünceyi hayatla özdeşleştiren kitap… Zihinde sorular bırakabilen… Araştırıcı ve sorgulayıcı zihni hedefleyen… Benlik kavramını ve güven duygusunu oluşturan… Kurgularını, çizimlerini ve tasarımlarını çocukların gelişim özelliklerini dikkate alarak yapılandıran… Çocuksu merakı tatmin eden… Çocukların kendilerini gerçekleştirmelerine katkıda bulunan…
Çocuk kitabı çocukla hayat arasında bağ kurar, çocuğu hayata ortak eder. Bu ortaklık çocuğun duygu ve düşüncelerini, heyecan ve beğenilerini şekillendirir. Yetişkinlerin de hayatı bir çocuğun merakı ve heyecanıyla yaşaması gerek aslında. Yerleşmiş, dayatılmış, ezberletilmiş kalıplardan, rollerden kurtularak…
“Çocuk kitabı” olarak yayımlanan her kitap çocuk kitabı değildir. Çocuk kitaplarının hem dış (biçim) hem de içyapı (içerik) özelliklerine uygun olarak hazırlanması gerek. Temanın gereksiz ayrıntılardan arınmış, açık, kesin ve yalın olması… Korkutucu, ürkütücü veya saldırganlığa, şiddete, öfkeye, fobik yaşantılara neden olabilecek içeriklerden kaçınılması… Konuların ilgi çekici biçimde bir bütün olarak sunulması… Mizah duygusuna yer verilmesi… Çocuğun güven, sevgi, iyilik, güzellik, cesaret, sorumluluk gibi duygularının gelişimine katkıda bulunması… Çocuğa estetik duyarlılık kazandırması…
Dil ve anlatım yönünden dikkat edilmesi gereken hususlar da var: Anlatımın tek özne ve yüklemden oluşan kısa, yalın, anlaşılır cümlelerle yapılması… Beş duyuya seslenmesi… Noktalama işaretlerine ve yazım kurallarına dikkat edilmesi… Devrik cümlelerden kaçınılması… Anlatımda yakından uzağa, somuttan soyuta ilkesinin göz önünde bulundurulması…
Okul öncesi döneme ait kitapların çocukların eğlenmesine, oynamasına, öğrenmesine, hayatı ve insanı tanımasına yönelik olması önemlidir. Bu dönemde çocuğun kitapla tanışması ve onunla bağının güçlenmesi gerekir. Çünkü çocuk bu yaşlarda anadilini geliştirmeyi, etrafını ve hayatı algılamayı kitaplar aracılığıyla öğrenebilir. Yaş grubu 0-6 olan çocuklar hayatın olumsuz durumlarına adapte olamadıkları için onlara hitap eden kitapların olumlu temalar içermesi ve mutlu sonla bitmesi önemlidir. Bu dönemde perilerin, ejderhaların, doğaüstü varlıkların anlatılması çocuğun bunları gerçek sanmasına neden olabileceği için bu tür içerikler sakıncalıdır haliyle.
Yaş grubu 7-11 olan çocuklar eleştirel düşünmeye başlar. Okuduklarını sorgular. Merak duyguları oldukça fazladır. Onlara hitap eden kitapların hayatı sevdirebilecek; insanlara, hayvanlara karşı olumlu düşünceler besleyebilecek, birlikte yaşadıkları toplumla uyum sağlayabilecek ve aidiyet duygusu kazandırabilecek eserler olması gerekir.
Çocuklar kahramanların ruhsal ve fiziksel özelliklerinden, davranışlarından etkilenirler. Bu nedenle çocukların kitapla sevgi bağı oluşturabilmeleri için kahramanların ruhsal ve fiziksel yönden iyi seçilmesi, sevimli kılınması önemlidir. Çocuklar, geleceğe gönderilen canlı mesajlardır. Onların kalbine ve hayallerine seslenebilecek kahramanlara yer verilmesi gerek. Amaç, çocuğa kendi doğasına uygun olanı duyumsatma, sezinletmedir.
Hayallere seslenmenin önemsiz olduğunu kim söyleyebilir? Hayal gücü geniş olan çocuklar her şeyi başarabilir, her işin altından kalkabilirler. Çocuklar, hayal dünyaları desteklendiği takdirde geleceğe daha doğru hazırlanabilirler. Engellenen, kısıtlanan çocuk; keşfetmekten uzak, dar alana hapsolmuş bir iç dünya ile yetişecektir. Çocuklara olabildiğince yüklenen anne baba ya da eğitimciler onların düşünme, hayal etme zamanlarını çalmış olmazlar mı?
Görsellere de değinmek gerekecek. Görseller, çocuk kitaplarının olmazsa olmazıdır. Özellikle okul öncesi ve ilk okuma grubu için görsellerin önemi büyüktür. Çocukların okumasına, okunanı takip etmesine, okumayı sevmesine ve metni kavramasına en büyük yardımı görseller yapıyor. Sıradan bir öykü bile resimlerle, iyi çizimlerle albenisi yüksek bir hale gelebilir ya da iyi bir kurgu kötü resimler, çizimler yüzünden değersizleşebilir.
Çocuk, eline aldığı bir kitabı bazen yeniden yazar ve görsellerle kurduğu ilişkiyi bambaşka bir boyuta taşır. Metne sadık kalmaz ve kendi içsel dünyasından gelen hayallerle metni değiştirir. Ancak bu, metin önemsizdir demek değildir. Resimli çocuk kitaplarında her ikisi de ayrı ayrı önemlidir. Bebek, çevresindeki nesne ve hareketlerle ilişki kurmaya başladığı andan itibaren kitaplarla tanıştırılabilir. Dokunabildiği, bakabildiği bir oyuncak gibi kitapla ilk ilişkisini kurabilir. Oyunda başlayan bu tanışıklık giderek okuma deneyimleri ile gelişir. Bütün bunlar için görsellerin, resimlerin önemi büyüktür.
Resimlerin bazı özelliklere sahip olması gerekir elbette. Bu, metinlerin çocuk açısından doğru algılanmasını sağlayacaktır. Resimlerin kolay yorumlanması, kahramanların ya da figürlerin hareket halinde olması, sanatsal değer taşıması, metindeki düşünce ve olayların yorumunu rahat yapabilir olması, ilgi uyandırması…
Çocuk kitaplarında dış yapıyı oluşturan unsurların da ihmal edilmemesi gerekir. Bu unsurlar çocuğu kitaba çeken, çocukla kitap arasında iletişimi sağlayan unsurlardır. Temanın ve konunun iyi seçilmesi, dil ve anlatımın düzgün olması yetmez; çocuk edebiyatının gerektirdiği pedagojik görsel ve estetik boyutları içermesi halinde ancak nitelikli bir çocuk kitabından söz edilebilir. Kapak resimlerinin canlı, çekici ve kitabın içeriğiyle uyumlu olması, kitabın dayanıklı ve mat bir kâğıda basılması, kitabın hacimli olmaması, harflerin gözü yormayacak büyüklükte olması, çocuğun gelişim basamaklarının göz önünde bulundurulması, kitabın adının kısa ve ilgi çekici olması…
“Bir kitabın biçimsel veya içerik olarak çocuk kitabı özelliklerini taşıması o kitabın iyi bir kitap olması için yeterli midir?” sorusuyla karşılaşılabilir?
Kitap seçimi, önemsiz bir iş değildir. Kitap rastgele alınmaz. Anne babalardan, eğitimcilerden birçoğu çocukların okudukları kitapları araştırmaz, kitapların duygu ve düşünce sağlığına etkileri üzerinde durmaz, kendileri kitap okumaz; ama çocukların okuma alışkanlığı edinmelerini isterler. Oysa anne babanın eline kitap almadığı, içinde kitabın bulunmadığı bir evde çocuklar kitap okumak ister mi? Evde kitap okumayan anne babanın, “çocuğum okumuyor” diye yakınması ne kadar samimidir? Kaldı ki çocuk kitabı olarak evlere, çocukların çantalarına, okulların kütüphanelerine giren kitaplara bir göz atıldığında çocukların bilişsel, duyuşsal gelişimine hiç de olumlu katkılar sağlamayacak kitaplarla karşılaşılacaktır.
Çocuk edebiyatında, popüler olan kültür iyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla yanlışıyla bir sakınca görülmeden sunulmaktadır. Anne baba ve eğitimcilerin çocuğun doğasıyla özdeş faydalı kitapların seçiminde çocuklara yardımcı olmaları gerekir. Kitap seçiminde yeterli bilince sahip olmayan anne baba ve eğitimciler doğru kitabı seçemezler.
Yalnızca kitap sevgisi veya okuma alışkanlığı çocuklarda istenilen değerler bütününü ortaya çıkarmamakta maalesef. Çocukların ruhsal ve fiziksel yapısına uygun olmayan eserler çocuk kitabı olarak piyasaya sürülmekte; anne baba ve öğretmenlerin birçoğu onların bu kitapları okumalarını istemektedir. Çocuklara yönelik olarak yazılmış eserlerin sevimli ve çocuksu bir dünya sunması gerekir. Çocukların gelişiminde doğru kitabı bulmak ve okutmak temel bir sorumluluktur. Çocuklar çoğu zaman sevdikleri kitapları değil, anne babanın veya öğretmenin istediği kitapları okurlar. Oysa ısrarcı olmak değil, yönlendirici olmak gerek. Biçimsel veya içerik olarak çocuk kitabı özelliği taşımayanlarla çeşitli ideolojilerin, sapkın görüşlerin açık ya da örtülü bir şekilde çocukları etkilemeye çalıştıkları kitaplar hariç olmak üzere, kitap seçiminde çocuğun düşüncesinin sorulması, mümkünse okuyacağı kitaba kendisinin karar vermesi onun kitaba olan sevgisini artıracaktır. “Okusun da ne okursa okusun” anlayışı çocuklara hiçbir şey katmaz. Okutulan birçok kitap fayda yerine zarar verebilmektedir. Kitabın kurtuluş aracı olabilmesi için niteliğinin iyi olması, değerlerimizle bütünleşmesi gerek. Tercih edilecek kitapların, çocukta insani duygu ve değerlerin gelişmesine, kendi değerlerine karşı ilgili ve saygılı olmasına katkı sağlaması gerek. Dinamik, akıllı, özverili bir nesil için…
Anne baba veya öğretmenlerin gönlünü yapmaya yönelik eserlerin yayınevlerince piyasaya sürülmesi üzüntü vericidir. Anne baba ve öğretmenlerin birçoğu ise bilgi veren kitapları tercih etmektedir maalesef. Oysa öğütvari, tekdüze, didaktik/öğretici kitap anlayışı çocukları köreltmektedir; bu anlayış geçmişte kalmıştır artık. Yazarın, düşüncelerini doğrudan mesajlarla değil, estetik ve doğal bir çerçeve içinde yoruma, çıkarıma ve tartışmaya açık bir biçimde dile getirmesi gerek. Çocuk edebiyatı ürünlerindeki mesajlar çocuklara bir şeyler öğretmek yerine, onların düşünce ve duyarlılıklarını geliştirmeyi esas almak zorundadır. Dikte eden, parmak sallayan üslupla kaleme alınan bir öykü, bir kitabın okunmaması için yapılacak işlerin başında gelir. Edebiyatın görevi bilgi aktarmak değildir. “Çocuklar kitap okusun, bu yolla bilgi edinirler” retoriğinden dolayı çocuklar kitaptan nefret eder hale gelmiştir.
Okudukları kitaplardaki fantastik güçlere sahip kahramanlara özenerek riskli davranışlara girişen çocuklar… Yaşanılan dijital çağda giderek sanallaşan bir dünyaya itilen çocuklar… Dünden daha fazla ilgiye, sevgiye muhtaç çocuklar… İnsani, doğal, saf ve çocuksu dokuyu yansıtamayan çocuklar… Her şeyin yapay olduğu bir dönemde refleksleri yapay olan çocuklar…
Çocuk edebiyatı kitaplarında mesajlar genellikle satır aralarında saklıdır. Kitap seçerken bu mesajlara dikkat etmek gerek. Görünürde çocuklar öykü okumakta, ama yanlış kitap seçimi nedeniyle zihinlerine zararlı mesajlar sızmakta; çeşitli ideolojilerin, sapkın yolların düşünce bombardımanına maruz kalmaktadırlar. Hele de sömürgeci zihniyetin çocuk kitaplarında yer alması… İslam’la alay edercesine oluşturulan görseller, içerikler…
“İslami çocuk edebiyatında ne kadar yol kat edilmiştir? Bu tür edebi kitaplarda hangi özelliklerin bulunması gerekir? Biçim ve içerik bakımından nasıl olmalıdır? Onları diğer çocuk kitaplarından ayırmalı mıyız? Yazar, yayımcı, editör İslami çocuk edebiyatı alanında neler yapabildiler?” soruları akılları kurcalamıyor değil.
İslami çocuk edebiyatı, Allah’ın hoşnutluğunu önceleyecek biçimde çocukların yetişmesine katkı sağlayacak her türlü edebi malzemeye işaret eder.
Çocuk edebiyatında biçim ve içerik bakımından aranan özellikler, İslami çocuk edebiyatı eserleri için de aranacaktır kuşkusuz. İdeal olan; edebiyatın, sanatın, estetiğin birlikte sunulmasıdır.
Çocuklar dinledikleri, okudukları öykülerden etkilenir, verilmek istenen mesajı içselleştirirler. Bu nedenle eserin çağın dijital nesline uygun görseller, resimler ve tasarımlarla hazırlanması gerek. Yine, çocukların mantık yürütmeleri, hayata dair soruları anlamlandırma çabaları sonsuzdur. Çocuk edebiyatı ise derin ve çok katmanlı birçok disiplin ile bağlantılı bir alandır… Psikolojiyle, felsefeyle… Çocuk kitaplarının özellikle hikmet ve felsefe barındırması gerek. Dini içerikli çocuk kitapları yazanların İslam’ı iyi bilmeleri yetmez; kurgu yapmayı, karakter oluşturmayı, çocuk edebiyatının pedagojik yönlerini de bilmeleri gerek.
Dini içerikli çocuk kitapları alanında gelişmeler yaşandığı söylenebilir, ama yeterli değil. Türkiye’de yazılan dini içerikli çocuk kitaplarının büyük bir kısmı çocuk edebiyatı değeri taşımayan, çocuğu geliştirmeyen türden kitaplardır maalesef. Ağırlıklı olarak iki tür çocuk kitabının piyasaya sürüldüğü görülmektedir: Bir yanda dini, edebiyatı ve çocuğu araçsallaştıran çocuk kitapları diğer yanda seküler bir temel üzerinde şekillenen çocuk kitapları…
Bir çocuk kitabının, çocuğun hayal gücünün sınırlarını genişletmesi gerek. Duygu dünyasına nasıl hitap edildiği de önemlidir elbette. Piyasaya sürülen dini içerikli çocuk kitaplarını bu bakış açısıyla değerlendirmek gerek.
Önemli olan iyiyi, güzeli, doğruyu estetik bir dille anlatabilen eserlerin yayımıdır. Az da olsa, bu yönde eserlerin yayımlandığı görülmektedir. Kimi yazarlar Kur’an’da geçen kıssaları artık doğrudan dini gönderme yapmadan metaforik anlatımla yazabilmektedir.
Özgün ve edebi yönü ağır basan dini içerikli çocuk kitapları sayıca çok azdır. Çocuk kitaplarında büyük artış olsa da edebi yönü olmayan çocuk kitaplarıdır bunlar. İçeriğin çocuğun yaşına, algısına, dünyasına, sözcük ve anlam düzeyine, beklenti ve ilgilerine uygun olması gerek. Birçoğu ticari kaygılarla hazırlanmış kitaplar vaazcı bir üslup taşımaları nedeniyle çocuklar tarafından tutulmamaktadır. Çünkü çocuk edebiyatında eğitim ikinci plandadır. Eğer irfan ve hikmet sunulmak isteniyorsa bunun edebiyatın rehberliğinde sunulması gerek. Allah inancını, ahireti, peygamber sevgisini çocuğa bir din görevlisi gibi öğüt vererek, öneride bulunarak anlatmak doğru değildir. Bunlar, didaktik çocuk kitaplarıdır ve edebiyatın dışındadır. Çocukluk döneminde asıl olan bilgi öğretimi değil, inanç ve ahlakın benimsetilmesidir.
Estetik bilince, yenilikçi biçimlere önem veren anlayışla yerli ve çeviri kitaplar yayımlayan yayınevleri olduğu gibi çocuğa görelikten uzak, estetik ve sanatsal duyarlılıktan yoksun; editörü, yazarı, çizeri belli olmayan kitap yayımlayan çok sayıda yayınevinin varlığı bir gerçektir. Okul öncesi ve sonrası kitaplara bakıldığında, bunların istenen ölçütlerle paralel gittiğini söylemek zordur. Çocukların duyguları, düşünceleri ya ideolojik söylemler ya da yoğun fantastik öğeler içeren niteliksiz çocuk kitaplarından olumsuz etkilenmektedir.
Son 10-15 yıl içerisinde yayımlanan eserlerde hem tematik çeşitlilik hem de niceliksel ciddi bir artış söz konusudur, ama buna paralel olarak bir nitelik artışından söz etmek zordur. Ya fazlasıyla parmak sallayan didaktik metinler ya da popüler öğelerle dolu içerikten/ kurgudan yoksun boş kitaplar rafları dolduruyor. Ticari kaygılar bazen edebi kaygıların önüne geçebilmektedir. Alana ürün veren aktörlerin zaman zaman çocuğu ve çocuk edebiyatını küçümseyen, basite indirgeyen yaklaşımları üzücüdür doğrusu. Çocukların seçici beğenileri, hayata karşı renkli, canlı ve özgür duruşları yok sayılıyor. Bugünün çocukluk gerçeğini ıskalayan bir yayımcılık yapılıyor maalesef.
Çocuk kitaplarının büyük bir bölümü çeviri yayımlardır. Her toplumda çocuk algısı ve çocuğa verilen değer farklıdır. Edebiyat da bu algıya göre şekillenmektedir. Bu nedenle çeviri eserler amaca ulaştırmada, yani salih evlat yetiştirmede yeterli olmadığı gibi kimi zaman zararlı olabilmektedir. Bir yayım tekeline dönüşmüştür çocuk kitapları. Yerli kitaplar son yıllarda kendini göstermeye başlamıştır ama yayımlanan kitapların ne kadarının çocuğa göre olduğu tartışılır.
Geleceğin dünyasının yapıtaşları şimdiden döşenmektedir. İnsanlar gelecekte olması planlanan kurguya hazırlanıyor. Cinsel eğilim, farklılıklara saygı, hümanistlik, özgürlük gibi masum görünen kavramlarla kendini yansıtan zihniyetin, hedeflediği insan profili doğrultusunda sinsi planlarla zihinleri kuşatmaya çalıştığının farkına varmak gerek. Toplumu ifsat edenlerin, fıtrata savaş açanların en büyük hedefi çocuklardır çünkü.
Allah insanların kalbine çocuk sevgisi koymuş ve onun iyi bir şekilde yetiştirilerek cehennem ateşinden korunmasını emretmiştir. “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim, 66/6) Anne babanın görevi çocuğunu en iyi şekilde hayata hazırlamak, onun dünya ve ahiret hayatını mamur edecek bir eğitimi ona vermektir. Rasulullah, her doğan çocuğun fıtrat üzere doğduğunu, anne babanın çocuğu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yaptığını söylüyor. (Buhari, Müslim)
Her çocuk, çocukken masumdur. Geleceğin Allah, insan ve doğa sevgisiyle yüreğini zenginleştiren insanlarını yetiştirmek ağırlıklı olarak anne babaların elindedir. Çocuğu tanımak, gözlemlemek, ona değer vermek ve değer verildiğini hissettirmek gerek. Çocuklar bir nimet olduğu gibi bir sorumluluk ve sınav vesilesidir aynı zamanda. Onların bedensel gelişimleri için gösterilen çaba kadar ruhsal gelişimleri için de çaba göstermek gerek. İnsan odaklı bir eğitime, özellikle de çocuk eğitimine yoğunlaşmak gerek. Geleceği kuracak iyimser, dürüst, ahlâklı, ilkeli bir nesil için çaba harcamak gerek. Amacı gerçekleştirmede doğru ve hedef odaklı bir çocuk edebiyatının katkısı büyük olacaktır.
Batı düşünce tarihinde genel olarak kötü daima öteki, karanlık, günah, iyinin dışında her ne ise odur; insanın tam da kötülükten, haksızlıktan ve acıdan uzaklaştığını düşündüğü anda en şiddetli şekilde ortaya çıkabilen kötülük, sorumluluğu biçimlendiren ve bağışlanmaya götüren bir disiplin aracıdır.
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Akıl ve irade sahibi her insan, yeryüzünü imar ve ıslahla mükelleftir. İnsanın hem kendi hayatını dengeli bir şekilde idame ettirmesi hem de toplumla ilişkilerinde dengeli bir tavır sergilemesi bireysel hayatla birlikte siyasetin ve dolayısıyla devlet mekanizmasının İslami prensiplere göre düzenlenmesi ve ıslahı ile mümkündür.
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Doğru ve Hedef Odaklı Bir Çocuk Edebiyatı
Masalların, manilerin, tekerlemelerin, atasözlerinin dilden dile dolaştığı sözlü edebiyat döneminden yazılı edebiyat dönemine geçişle birlikte birçok edebi eser yayımlanmış, okuyucusuna ulaşmıştır. Bu eserlerden bazılarının çocuklar için yazıldığı söylense de bunlar yetişkinlerin yararlanabileceği eserlerdir. İngiltere’de soyluların Horn Book adı verilen kitapları okudukları 15. yüzyılda William Caxton’ın küçük cep masalları kitabı çıkar. 18. yüzyıla kadar İngiltere’de hazırlanan kitapların önemli bir bölümü İncil’den alınmıştır.
Fransa’da Charles Perrault, halk ağzında dolaşan masalları toplayarak 1697 yılında bastırdığı kitapla çocuk yayımcılığının ilkleri arasında yer alır. Dünyanın birçok ülkesinde okunan Külkedisi, Parmak Çocuk, Kırmızı Başlıklı Kız, Çizmeli Kedi gibi eserler ona aittir. Aslında, Charles Perrault masallarını, La Fontaine fabllarını çocuklar için yazmamıştır. İlk dönem çocuk klasikleri çocuklar için yazılmamıştır çünkü. İlk dönem çocuk kitaplarının hedefi bilgi aktarma ve fayda sağlamaya yöneliktir.
Jean Jacques Rousseau, “Emilie” adlı eserini kendi çocukluğunu ve çocukluğundan elde ettiği birikimi esas alarak kaleme alır. Emilie’de “Nasıl bir çocuk yetiştirilir?” sorusunun cevabı aranmakta ve bu yetiştirmede anne babanın rolü ortaya konmaya çalışılmaktadır. Rousseau’nun yedi temel ilke üzerine oturttuğu natüralist eğitim anlayışı birçok yönden kabul edilebilir olsa da söz konusu anlayışa sekülerlik hâkimdir. Rousseau ile aynı dönemde yaşayan Nabi de çocuk eğitimi ve çocuğun yetiştirilmesinde anne babanın rolünü ortaya koyarken model olarak oğlu Ebu’l Hayr Mehmet Çelebi’yi esas alır. Her iki yazar da kendilerine göre bir anlayış ortaya koyarlar. Nabi’nin “Hayriyye” adlı eseri her ne kadar öğüt niteliğinde ise de eserin edebi niteliği kayda değerdir.
Hayallerin de hayata dâhil olduğu, soyut âlemin sınırsızlığı karşısında zihnin yaşama coşkusuyla dolduğu bir mecradır çocuk edebiyatı…Diliyle, biçimiyle, sadeliğiyle çocukların bilinç ve birikim düzeylerine uygun bir edebiyat… Algısal-kavramsal gelişimi destekleyen bir edebiyat…
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
İyi çocuk edebiyatı kurgusuyla, olay örgüsü ve karakterleriyle, anlatımıyla üst düzey olandır. Bunun için özellikle üç temel kavrama dikkat etmek gerekecek: Çocuk bakışı, çocuğa görelik ve çocuk gerçekliği. Bu üç kavram çocuklar için yapılacak edebiyatın pedagojik, görsel ve estetik kabul ölçütlerinin zorunlu kavramlarıdır. Çocuk bakışı hayatı, olayları ve düşünceyi çocuk gözüyle değerlendirebilmektir. Çocuk gerçekliği, çocuğun yetişkin insandan farklılıklarını; çocuk evrenine özgü konu, davranış ve duyarlılıkları içine alır. Çocuğa görelik ise konunun, içeriğin, dilin, üslubun çocuğa uygun olmasıdır. Çocuk bilincinin ortaya çıkması ve nesne çocuk anlayışının özne çocuk anlayışına evrilmesi sonucunda çocuklar için uygun kitap yazma düşüncesi doğmuştur. Bu döneme rengini veren çocuğa görelik kavramıdır.
Çocuk edebiyatı, öncelikle ilk okuru çocuk olan bir edebiyattır. İyi bir çocuk edebiyatı kitabını, yaşı kaç olursa olsun, her insan severek okuyabilir. Estetik-şiirimsi dille yazılan çocuk kitabı daha istekli okunacaktır elbette. Sanatın sezdirme, zevk, eğlence ve güzel zaman geçirme boyutundan yoksun bir eser ile edebiyatı, sanatı önceleyen, okumayı sevdiren bir eserin anlam katmanı bir değildir. İyi bir çocuk edebiyatı kitabı çocuğa okumayı sevdirir. Çocuk edebiyatının en temel işlevi çocuklara okuma sevgisi ve alışkanlığı kazandırmaktır çünkü. Dildeki incelik, kurgudaki heyecan, bitişteki sürpriz çocuklara okuma alışkanlığı kazandıran önemli etkenlerdir.
Kitap okuyan çocukların konuşmaları düzgün, sözcük dağarcıkları geniş, muhakeme yetenekleri gelişmiş, hayal güçleri sınırsızdır. Akranlarına göre daha erken olgunlaşır ve birçok alanda düşünce sahibi olurlar. Yazarın anlatımıyla, çizgisiyle, kurguladığı duyarlılığıyla, biçimlendirdiği içerikle tanışan çocuklar kendilerini ve hayatı tanımayı, kıyaslamayı öğrenirler. Özgüveni ve eleştirel bakışı gelişmiş, dengeli ve sağlıklı bir kişilik elde ederler. Her şeyden önce, “Oku!” emriyle küçük yaşta muhatap olur; Rabbini, kendini, yaşadığı dünyayı anlatmakta güçlük çekmezler.
İyi bir çocuk kitabının çocuklara estetik bir duruş ve davranış biçimi kazandırması gerekir. Öğüt veren yaptırımcı anlayış yerine; okurken eğlendiren, eğlenirken düşündüren, düşünceyi hayatla özdeşleştiren kitap… Zihinde sorular bırakabilen… Araştırıcı ve sorgulayıcı zihni hedefleyen… Benlik kavramını ve güven duygusunu oluşturan… Kurgularını, çizimlerini ve tasarımlarını çocukların gelişim özelliklerini dikkate alarak yapılandıran… Çocuksu merakı tatmin eden… Çocukların kendilerini gerçekleştirmelerine katkıda bulunan…
Çocuk kitabı çocukla hayat arasında bağ kurar, çocuğu hayata ortak eder. Bu ortaklık çocuğun duygu ve düşüncelerini, heyecan ve beğenilerini şekillendirir. Yetişkinlerin de hayatı bir çocuğun merakı ve heyecanıyla yaşaması gerek aslında. Yerleşmiş, dayatılmış, ezberletilmiş kalıplardan, rollerden kurtularak…
“Çocuk kitabı” olarak yayımlanan her kitap çocuk kitabı değildir. Çocuk kitaplarının hem dış (biçim) hem de içyapı (içerik) özelliklerine uygun olarak hazırlanması gerek. Temanın gereksiz ayrıntılardan arınmış, açık, kesin ve yalın olması… Korkutucu, ürkütücü veya saldırganlığa, şiddete, öfkeye, fobik yaşantılara neden olabilecek içeriklerden kaçınılması… Konuların ilgi çekici biçimde bir bütün olarak sunulması… Mizah duygusuna yer verilmesi… Çocuğun güven, sevgi, iyilik, güzellik, cesaret, sorumluluk gibi duygularının gelişimine katkıda bulunması… Çocuğa estetik duyarlılık kazandırması…
Dil ve anlatım yönünden dikkat edilmesi gereken hususlar da var: Anlatımın tek özne ve yüklemden oluşan kısa, yalın, anlaşılır cümlelerle yapılması… Beş duyuya seslenmesi… Noktalama işaretlerine ve yazım kurallarına dikkat edilmesi… Devrik cümlelerden kaçınılması… Anlatımda yakından uzağa, somuttan soyuta ilkesinin göz önünde bulundurulması…
Okul öncesi döneme ait kitapların çocukların eğlenmesine, oynamasına, öğrenmesine, hayatı ve insanı tanımasına yönelik olması önemlidir. Bu dönemde çocuğun kitapla tanışması ve onunla bağının güçlenmesi gerekir. Çünkü çocuk bu yaşlarda anadilini geliştirmeyi, etrafını ve hayatı algılamayı kitaplar aracılığıyla öğrenebilir. Yaş grubu 0-6 olan çocuklar hayatın olumsuz durumlarına adapte olamadıkları için onlara hitap eden kitapların olumlu temalar içermesi ve mutlu sonla bitmesi önemlidir. Bu dönemde perilerin, ejderhaların, doğaüstü varlıkların anlatılması çocuğun bunları gerçek sanmasına neden olabileceği için bu tür içerikler sakıncalıdır haliyle.
Yaş grubu 7-11 olan çocuklar eleştirel düşünmeye başlar. Okuduklarını sorgular. Merak duyguları oldukça fazladır. Onlara hitap eden kitapların hayatı sevdirebilecek; insanlara, hayvanlara karşı olumlu düşünceler besleyebilecek, birlikte yaşadıkları toplumla uyum sağlayabilecek ve aidiyet duygusu kazandırabilecek eserler olması gerekir.
Çocuklar kahramanların ruhsal ve fiziksel özelliklerinden, davranışlarından etkilenirler. Bu nedenle çocukların kitapla sevgi bağı oluşturabilmeleri için kahramanların ruhsal ve fiziksel yönden iyi seçilmesi, sevimli kılınması önemlidir. Çocuklar, geleceğe gönderilen canlı mesajlardır. Onların kalbine ve hayallerine seslenebilecek kahramanlara yer verilmesi gerek. Amaç, çocuğa kendi doğasına uygun olanı duyumsatma, sezinletmedir.
Hayallere seslenmenin önemsiz olduğunu kim söyleyebilir? Hayal gücü geniş olan çocuklar her şeyi başarabilir, her işin altından kalkabilirler. Çocuklar, hayal dünyaları desteklendiği takdirde geleceğe daha doğru hazırlanabilirler. Engellenen, kısıtlanan çocuk; keşfetmekten uzak, dar alana hapsolmuş bir iç dünya ile yetişecektir. Çocuklara olabildiğince yüklenen anne baba ya da eğitimciler onların düşünme, hayal etme zamanlarını çalmış olmazlar mı?
Görsellere de değinmek gerekecek. Görseller, çocuk kitaplarının olmazsa olmazıdır. Özellikle okul öncesi ve ilk okuma grubu için görsellerin önemi büyüktür. Çocukların okumasına, okunanı takip etmesine, okumayı sevmesine ve metni kavramasına en büyük yardımı görseller yapıyor. Sıradan bir öykü bile resimlerle, iyi çizimlerle albenisi yüksek bir hale gelebilir ya da iyi bir kurgu kötü resimler, çizimler yüzünden değersizleşebilir.
Çocuk, eline aldığı bir kitabı bazen yeniden yazar ve görsellerle kurduğu ilişkiyi bambaşka bir boyuta taşır. Metne sadık kalmaz ve kendi içsel dünyasından gelen hayallerle metni değiştirir. Ancak bu, metin önemsizdir demek değildir. Resimli çocuk kitaplarında her ikisi de ayrı ayrı önemlidir. Bebek, çevresindeki nesne ve hareketlerle ilişki kurmaya başladığı andan itibaren kitaplarla tanıştırılabilir. Dokunabildiği, bakabildiği bir oyuncak gibi kitapla ilk ilişkisini kurabilir. Oyunda başlayan bu tanışıklık giderek okuma deneyimleri ile gelişir. Bütün bunlar için görsellerin, resimlerin önemi büyüktür.
Resimlerin bazı özelliklere sahip olması gerekir elbette. Bu, metinlerin çocuk açısından doğru algılanmasını sağlayacaktır. Resimlerin kolay yorumlanması, kahramanların ya da figürlerin hareket halinde olması, sanatsal değer taşıması, metindeki düşünce ve olayların yorumunu rahat yapabilir olması, ilgi uyandırması…
Çocuk kitaplarında dış yapıyı oluşturan unsurların da ihmal edilmemesi gerekir. Bu unsurlar çocuğu kitaba çeken, çocukla kitap arasında iletişimi sağlayan unsurlardır. Temanın ve konunun iyi seçilmesi, dil ve anlatımın düzgün olması yetmez; çocuk edebiyatının gerektirdiği pedagojik görsel ve estetik boyutları içermesi halinde ancak nitelikli bir çocuk kitabından söz edilebilir. Kapak resimlerinin canlı, çekici ve kitabın içeriğiyle uyumlu olması, kitabın dayanıklı ve mat bir kâğıda basılması, kitabın hacimli olmaması, harflerin gözü yormayacak büyüklükte olması, çocuğun gelişim basamaklarının göz önünde bulundurulması, kitabın adının kısa ve ilgi çekici olması…
“Bir kitabın biçimsel veya içerik olarak çocuk kitabı özelliklerini taşıması o kitabın iyi bir kitap olması için yeterli midir?” sorusuyla karşılaşılabilir?
Kitap seçimi, önemsiz bir iş değildir. Kitap rastgele alınmaz. Anne babalardan, eğitimcilerden birçoğu çocukların okudukları kitapları araştırmaz, kitapların duygu ve düşünce sağlığına etkileri üzerinde durmaz, kendileri kitap okumaz; ama çocukların okuma alışkanlığı edinmelerini isterler. Oysa anne babanın eline kitap almadığı, içinde kitabın bulunmadığı bir evde çocuklar kitap okumak ister mi? Evde kitap okumayan anne babanın, “çocuğum okumuyor” diye yakınması ne kadar samimidir? Kaldı ki çocuk kitabı olarak evlere, çocukların çantalarına, okulların kütüphanelerine giren kitaplara bir göz atıldığında çocukların bilişsel, duyuşsal gelişimine hiç de olumlu katkılar sağlamayacak kitaplarla karşılaşılacaktır.
Çocuk edebiyatında, popüler olan kültür iyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla yanlışıyla bir sakınca görülmeden sunulmaktadır. Anne baba ve eğitimcilerin çocuğun doğasıyla özdeş faydalı kitapların seçiminde çocuklara yardımcı olmaları gerekir. Kitap seçiminde yeterli bilince sahip olmayan anne baba ve eğitimciler doğru kitabı seçemezler.
Yalnızca kitap sevgisi veya okuma alışkanlığı çocuklarda istenilen değerler bütününü ortaya çıkarmamakta maalesef. Çocukların ruhsal ve fiziksel yapısına uygun olmayan eserler çocuk kitabı olarak piyasaya sürülmekte; anne baba ve öğretmenlerin birçoğu onların bu kitapları okumalarını istemektedir. Çocuklara yönelik olarak yazılmış eserlerin sevimli ve çocuksu bir dünya sunması gerekir. Çocukların gelişiminde doğru kitabı bulmak ve okutmak temel bir sorumluluktur. Çocuklar çoğu zaman sevdikleri kitapları değil, anne babanın veya öğretmenin istediği kitapları okurlar. Oysa ısrarcı olmak değil, yönlendirici olmak gerek. Biçimsel veya içerik olarak çocuk kitabı özelliği taşımayanlarla çeşitli ideolojilerin, sapkın görüşlerin açık ya da örtülü bir şekilde çocukları etkilemeye çalıştıkları kitaplar hariç olmak üzere, kitap seçiminde çocuğun düşüncesinin sorulması, mümkünse okuyacağı kitaba kendisinin karar vermesi onun kitaba olan sevgisini artıracaktır. “Okusun da ne okursa okusun” anlayışı çocuklara hiçbir şey katmaz. Okutulan birçok kitap fayda yerine zarar verebilmektedir. Kitabın kurtuluş aracı olabilmesi için niteliğinin iyi olması, değerlerimizle bütünleşmesi gerek. Tercih edilecek kitapların, çocukta insani duygu ve değerlerin gelişmesine, kendi değerlerine karşı ilgili ve saygılı olmasına katkı sağlaması gerek. Dinamik, akıllı, özverili bir nesil için…
Anne baba veya öğretmenlerin gönlünü yapmaya yönelik eserlerin yayınevlerince piyasaya sürülmesi üzüntü vericidir. Anne baba ve öğretmenlerin birçoğu ise bilgi veren kitapları tercih etmektedir maalesef. Oysa öğütvari, tekdüze, didaktik/öğretici kitap anlayışı çocukları köreltmektedir; bu anlayış geçmişte kalmıştır artık. Yazarın, düşüncelerini doğrudan mesajlarla değil, estetik ve doğal bir çerçeve içinde yoruma, çıkarıma ve tartışmaya açık bir biçimde dile getirmesi gerek. Çocuk edebiyatı ürünlerindeki mesajlar çocuklara bir şeyler öğretmek yerine, onların düşünce ve duyarlılıklarını geliştirmeyi esas almak zorundadır. Dikte eden, parmak sallayan üslupla kaleme alınan bir öykü, bir kitabın okunmaması için yapılacak işlerin başında gelir. Edebiyatın görevi bilgi aktarmak değildir. “Çocuklar kitap okusun, bu yolla bilgi edinirler” retoriğinden dolayı çocuklar kitaptan nefret eder hale gelmiştir.
Okudukları kitaplardaki fantastik güçlere sahip kahramanlara özenerek riskli davranışlara girişen çocuklar… Yaşanılan dijital çağda giderek sanallaşan bir dünyaya itilen çocuklar… Dünden daha fazla ilgiye, sevgiye muhtaç çocuklar… İnsani, doğal, saf ve çocuksu dokuyu yansıtamayan çocuklar… Her şeyin yapay olduğu bir dönemde refleksleri yapay olan çocuklar…
Çocuk edebiyatı kitaplarında mesajlar genellikle satır aralarında saklıdır. Kitap seçerken bu mesajlara dikkat etmek gerek. Görünürde çocuklar öykü okumakta, ama yanlış kitap seçimi nedeniyle zihinlerine zararlı mesajlar sızmakta; çeşitli ideolojilerin, sapkın yolların düşünce bombardımanına maruz kalmaktadırlar. Hele de sömürgeci zihniyetin çocuk kitaplarında yer alması… İslam’la alay edercesine oluşturulan görseller, içerikler…
“İslami çocuk edebiyatında ne kadar yol kat edilmiştir? Bu tür edebi kitaplarda hangi özelliklerin bulunması gerekir? Biçim ve içerik bakımından nasıl olmalıdır? Onları diğer çocuk kitaplarından ayırmalı mıyız? Yazar, yayımcı, editör İslami çocuk edebiyatı alanında neler yapabildiler?” soruları akılları kurcalamıyor değil.
Çocuk edebiyatında biçim ve içerik bakımından aranan özellikler, İslami çocuk edebiyatı eserleri için de aranacaktır kuşkusuz. İdeal olan; edebiyatın, sanatın, estetiğin birlikte sunulmasıdır.
Çocuklar dinledikleri, okudukları öykülerden etkilenir, verilmek istenen mesajı içselleştirirler. Bu nedenle eserin çağın dijital nesline uygun görseller, resimler ve tasarımlarla hazırlanması gerek. Yine, çocukların mantık yürütmeleri, hayata dair soruları anlamlandırma çabaları sonsuzdur. Çocuk edebiyatı ise derin ve çok katmanlı birçok disiplin ile bağlantılı bir alandır… Psikolojiyle, felsefeyle… Çocuk kitaplarının özellikle hikmet ve felsefe barındırması gerek. Dini içerikli çocuk kitapları yazanların İslam’ı iyi bilmeleri yetmez; kurgu yapmayı, karakter oluşturmayı, çocuk edebiyatının pedagojik yönlerini de bilmeleri gerek.
Dini içerikli çocuk kitapları alanında gelişmeler yaşandığı söylenebilir, ama yeterli değil. Türkiye’de yazılan dini içerikli çocuk kitaplarının büyük bir kısmı çocuk edebiyatı değeri taşımayan, çocuğu geliştirmeyen türden kitaplardır maalesef. Ağırlıklı olarak iki tür çocuk kitabının piyasaya sürüldüğü görülmektedir: Bir yanda dini, edebiyatı ve çocuğu araçsallaştıran çocuk kitapları diğer yanda seküler bir temel üzerinde şekillenen çocuk kitapları…
Önemli olan iyiyi, güzeli, doğruyu estetik bir dille anlatabilen eserlerin yayımıdır. Az da olsa, bu yönde eserlerin yayımlandığı görülmektedir. Kimi yazarlar Kur’an’da geçen kıssaları artık doğrudan dini gönderme yapmadan metaforik anlatımla yazabilmektedir.
Özgün ve edebi yönü ağır basan dini içerikli çocuk kitapları sayıca çok azdır. Çocuk kitaplarında büyük artış olsa da edebi yönü olmayan çocuk kitaplarıdır bunlar. İçeriğin çocuğun yaşına, algısına, dünyasına, sözcük ve anlam düzeyine, beklenti ve ilgilerine uygun olması gerek. Birçoğu ticari kaygılarla hazırlanmış kitaplar vaazcı bir üslup taşımaları nedeniyle çocuklar tarafından tutulmamaktadır. Çünkü çocuk edebiyatında eğitim ikinci plandadır. Eğer irfan ve hikmet sunulmak isteniyorsa bunun edebiyatın rehberliğinde sunulması gerek. Allah inancını, ahireti, peygamber sevgisini çocuğa bir din görevlisi gibi öğüt vererek, öneride bulunarak anlatmak doğru değildir. Bunlar, didaktik çocuk kitaplarıdır ve edebiyatın dışındadır. Çocukluk döneminde asıl olan bilgi öğretimi değil, inanç ve ahlakın benimsetilmesidir.
Estetik bilince, yenilikçi biçimlere önem veren anlayışla yerli ve çeviri kitaplar yayımlayan yayınevleri olduğu gibi çocuğa görelikten uzak, estetik ve sanatsal duyarlılıktan yoksun; editörü, yazarı, çizeri belli olmayan kitap yayımlayan çok sayıda yayınevinin varlığı bir gerçektir. Okul öncesi ve sonrası kitaplara bakıldığında, bunların istenen ölçütlerle paralel gittiğini söylemek zordur. Çocukların duyguları, düşünceleri ya ideolojik söylemler ya da yoğun fantastik öğeler içeren niteliksiz çocuk kitaplarından olumsuz etkilenmektedir.
Son 10-15 yıl içerisinde yayımlanan eserlerde hem tematik çeşitlilik hem de niceliksel ciddi bir artış söz konusudur, ama buna paralel olarak bir nitelik artışından söz etmek zordur. Ya fazlasıyla parmak sallayan didaktik metinler ya da popüler öğelerle dolu içerikten/ kurgudan yoksun boş kitaplar rafları dolduruyor. Ticari kaygılar bazen edebi kaygıların önüne geçebilmektedir. Alana ürün veren aktörlerin zaman zaman çocuğu ve çocuk edebiyatını küçümseyen, basite indirgeyen yaklaşımları üzücüdür doğrusu. Çocukların seçici beğenileri, hayata karşı renkli, canlı ve özgür duruşları yok sayılıyor. Bugünün çocukluk gerçeğini ıskalayan bir yayımcılık yapılıyor maalesef.
Çocuk kitaplarının büyük bir bölümü çeviri yayımlardır. Her toplumda çocuk algısı ve çocuğa verilen değer farklıdır. Edebiyat da bu algıya göre şekillenmektedir. Bu nedenle çeviri eserler amaca ulaştırmada, yani salih evlat yetiştirmede yeterli olmadığı gibi kimi zaman zararlı olabilmektedir. Bir yayım tekeline dönüşmüştür çocuk kitapları. Yerli kitaplar son yıllarda kendini göstermeye başlamıştır ama yayımlanan kitapların ne kadarının çocuğa göre olduğu tartışılır.
Geleceğin dünyasının yapıtaşları şimdiden döşenmektedir. İnsanlar gelecekte olması planlanan kurguya hazırlanıyor. Cinsel eğilim, farklılıklara saygı, hümanistlik, özgürlük gibi masum görünen kavramlarla kendini yansıtan zihniyetin, hedeflediği insan profili doğrultusunda sinsi planlarla zihinleri kuşatmaya çalıştığının farkına varmak gerek. Toplumu ifsat edenlerin, fıtrata savaş açanların en büyük hedefi çocuklardır çünkü.
Allah insanların kalbine çocuk sevgisi koymuş ve onun iyi bir şekilde yetiştirilerek cehennem ateşinden korunmasını emretmiştir. “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim, 66/6) Anne babanın görevi çocuğunu en iyi şekilde hayata hazırlamak, onun dünya ve ahiret hayatını mamur edecek bir eğitimi ona vermektir. Rasulullah, her doğan çocuğun fıtrat üzere doğduğunu, anne babanın çocuğu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yaptığını söylüyor. (Buhari, Müslim)
Her çocuk, çocukken masumdur. Geleceğin Allah, insan ve doğa sevgisiyle yüreğini zenginleştiren insanlarını yetiştirmek ağırlıklı olarak anne babaların elindedir. Çocuğu tanımak, gözlemlemek, ona değer vermek ve değer verildiğini hissettirmek gerek. Çocuklar bir nimet olduğu gibi bir sorumluluk ve sınav vesilesidir aynı zamanda. Onların bedensel gelişimleri için gösterilen çaba kadar ruhsal gelişimleri için de çaba göstermek gerek. İnsan odaklı bir eğitime, özellikle de çocuk eğitimine yoğunlaşmak gerek. Geleceği kuracak iyimser, dürüst, ahlâklı, ilkeli bir nesil için çaba harcamak gerek. Amacı gerçekleştirmede doğru ve hedef odaklı bir çocuk edebiyatının katkısı büyük olacaktır.
İlgili Yazılar
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok Mu?
Batı düşünce tarihinde genel olarak kötü daima öteki, karanlık, günah, iyinin dışında her ne ise odur; insanın tam da kötülükten, haksızlıktan ve acıdan uzaklaştığını düşündüğü anda en şiddetli şekilde ortaya çıkabilen kötülük, sorumluluğu biçimlendiren ve bağışlanmaya götüren bir disiplin aracıdır.
Seküler Bir Ahlâkın İmkânı Nedir?
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
İslam, Devlet ve Siyaset
Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Akıl ve irade sahibi her insan, yeryüzünü imar ve ıslahla mükelleftir. İnsanın hem kendi hayatını dengeli bir şekilde idame ettirmesi hem de toplumla ilişkilerinde dengeli bir tavır sergilemesi bireysel hayatla birlikte siyasetin ve dolayısıyla devlet mekanizmasının İslami prensiplere göre düzenlenmesi ve ıslahı ile mümkündür.
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Şiddetin Meşrûiyetinden Meşrûiyetin Şiddetine: Döngüsel Bir İlişkiye Dair
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.