Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır (Ertuğrul Yaman, 2014).
Anne baba olarak en önemli görevlerimizden biri de çocuklarımıza kitabı sevdirmektir. Çünkü biz kendilerine kitap verilenlerdeniz. Oku emrinin muhatabıyız. Çocuklarımızı yetiştirirken de bunu unutmamalıyız. Çocuklarımıza kitabı sevdirmeyi ve kitap okuma alışkanlığını kazandırmayı vazife bilmeliyiz. Çünkü okuma alışkanlığı edinilmiş veya edinilecek önemli bir beceridir; kendiliğinden kazanılmasını beklemek büyük bir kayıptır.
Çocuklar ne kadar erken kitaplarla tanışırlarsa o kadar çok kitapları sevecek, okuma alışkanlığı kazanacak ve edebî zevkin tadına varacaklardır. Çocukları kitapla tanıştırmak için doğum öncesine kadar gitmek gerekir. Çünkü anne karnındaki bebekler çok iyi birer dinleyicidirler. Doğumdan sonraki insan hayatının en önemli ve en kritik gelişim dönemi ise çocukluktur. Bu dönemde edinilen bilgiler ve kazanılan beceriler, tüm hayatımız boyunca bize kaynaklık etmektedir. İşte tam da bu noktada niyetimizi almalı ve çocukları kitaplarla tanıştırmalıyız.
Hepimiz çocuklarımızın iyi okurlar olmasını isteriz, ancak ‘bunun için ne yapmalıyız?’ diye sorduğumuzda ‘ilk olarak çocuklarımıza örnek alacakları doğru birer rol model olmalıyız’ cevabı gelir. Taklit bir öğrenme yoludur ve çocuklar anne babalarını çok iyi taklit ederler. Aslında tüm anne babalar çocukların taklit ederek pek çok şey öğrendiğini bilirler, görürler; duyarlı anne babalar ise rol model olarak ne kadar büyük bir sorumluluk yüklendiklerinin bilincinde hareket ederler. Bu sebeple okuma alışkanlığı öncelikle ailede, sonra da okulda kazanılır.
Çocuklarımıza okuma alışkanlığını kazandırmak için ne yapmalıyız diye sorduğumuzda ikinci olarak çocuğa uygun kitap seçimi gelmektedir. Çocuğun okumayı sevmesi, kitaptan zevk alması, fikir dünyasının gelişmesi, dünyayı anlamlandırması ve dil gelişiminin desteklenmesinde kitap seçimi çok önemlidir. Çocuğa uygun olmayan kitaplar bir değer sunmak yerine, yıkıcı ve uzaklaştırıcı olabilir. Bu sebeple kitap seçiminde birkaç hususa dikkat edilmelidir.
Çocukların yaşları ve ilgileri açısından gelişimlerine uygun kitaplar seçilmelidir. Yaşa ve olgunlaşmaya bağlı olarak gelişim bir sıra izler.
Bu sebeple çocukluk dönemini okul öncesi dönem (0-6 yaş), okul dönemi (7-11 yaş) ve erken yetişkinlik dönemi (12-18 yaş) şeklinde ayırmak mümkündür. Gelişimsel olarak bakıldığı zaman bilişsel, sosyal, duygusal, fiziksel ve dil gelişiminde her dönemin kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Biz de okul öncesi dönemi kapsayan 0-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimsel özelliklerini ve kitap seçerken nelere dikkat edeceğimizi ele alalım.
Çocukların kitaplara ilgi göstermeleri için konuşmaya başlamaları gerekmemektedir. Kitapla tanışmanın yaşı yoktur. Kitapları elleriyle kavramaya başladıkları andan itibaren kendileri doğrudan kitaplarla etkileşime geçebilirken, anne karnındayken yetişkinin desteğiyle kitaplarla etkileşime geçebilirler. Söylediğiniz hiçbir şeyi anlamadığını düşünebilirsiniz. Ancak bebekler anne karnındayken bile duydukları hikâyeleri hatırlamakta, annelerinin seslerini yabancı birinin sesine tercih etmektedirler. Bebeklerin sohbete sözel karşılık vermemesi onların dili kavramadığı anlamına gelmez. Bebeğinizle kitap okumaya doğum öncesinden bile başlayabilirsiniz. Doğduktan sonra da bebeklerle yapılan minik okumalar ortak dikkat ve sosyal katılım gibi pek çok önemli becerilerin gelişmesini sağlayacaktır. Bebeğiniz büyüdükçe katılım göstermesi daha da artacak ve birlikte kitap okumanın tadını aldıkça bu, rutin bir kitap okuma saatlerine dönüşecektir.
Bebekler doğdukları andan itibaren duyularıyla dünyayı algılamaya ve keşfetmeye çalışırlar. Duyuların ön planda olduğu bu dönemde bebeklerin dokunsal, işitsel, görsel ve diğer duyu organlarını da kullanabileceği kitaplarla tanışmaları ve kitaptan zevk almaları sağlanabilir. Bebekler kitabın hikâye metninden ziyade daha çok duyularına hitap eden uyarıcılarla ilgilenirler. Bu yüzden kitaplardaki resimlerin parlak ve büyük olması onlar için daha çok ilgi çekicidir. Bebeklerin kitapları tutabilmesi, sayfalarını değiştirebilmesi ve rahat oynayabilmesi için küçük boyutta olması gerekir. Isırma, fırlatma, yalamaya karşı dayanıklı kolay yıpranmayan ve yırtılmayan karton, keçe gibi malzemelerden yapılmış kitaplar tercih edilebilir. Aynı zamanda boyalarının çocuğa zarar vermeyecek şekilde olması gerekmektedir. Bebekler her ne kadar kitapları okuryazarlık işlevi dışında kullansalar da kitaba aşinalık kazanmaktadırlar. Bu keşif gerçekleştikçe bebeklerin ilgileri şekillenir ve artık sevip sevmedikleri şeyler hakkında tercihlerde bulunup söz ya da hareketleriyle duygularını ifade edebilirler.
Bebekler yürüyüp yeni yerler keşfettikçe ya da yeni sözcükler öğrenip konuşmaya başladıkça ilgileri daha da çok genişler. Artan ilgileriyle birlikte tekrarlayıcı hareketler ve sözlerden hoşlanırlar. Etkileşime girdikleri kitaplarda sözcük tekrarlarının olması kitaplardan hoşlanmaları açısından önemlidir. Aynı zamanda kitaplardan keyif aldıkça ve daha çok sizinle etkileşime girdikçe aynı kitabın tekrar tekrar okunmasını isterler. Sabırla okuyun. Okurken tek düze ses tonu ve çok abartılı ifadeler çocuğunuzu rahatsız edebilir. Fakat ses tonunuzu gerektiği yerlerde alçaltıp yükseltmek ve gerektiğinde mimik kullanmak, onun hem ilgisini çekecek hem de eğlendirecektir.
Bu dönem kitaplarla güzel bir bağ kurmak için önemli bir fırsattır. Kitaplara dokunmaya ve okuduklarınızı dinlemeye çok heveslidirler. Sizin yüzünüze bakıp, keyifli ve mutlu bir şekilde ona kitap okuduğunuzu izlemeye bayılırlar. Kitap okuma esnasında ses tonunuz, mimikleriniz, yüzünüze yansıyan duygular bebeğiniz için sosyal ve duygusal katılımın ilk adımlarıdır. Farklı duyguları içeren kitapları okuyarak duyguların farkına varma, duyguları düzenleyebilme, karşılıklı duygu alışverişi yapabilme gibi sosyal duygusal öğrenme gerçekleştirebilirsiniz. Kitaplarla geçirilen güzel vakitler aynı zamanda ebeveynler ile çocuklar arasındaki duygusal bağı da artırır. Kucağınıza alarak bebeğinize kitap okuduğunuzda bebeğinizin ihtiyacı olan dokunma ve sevgi ihtiyacını karşılamış aynı zamanda duygusal bağınızı güçlendirmiş olursunuz.
Bebekler büyüdükçe seslere daha duyarlı olmaya ve farklı sesler duyduklarında kıkır kıkır gülmeye başlarlar. Bu dönemde ses tekrarları, basit tekerleme ve kafiyeli cümlelerin yer aldığı kitaplar daha çok ilgilerini çekebilir. Ayrıca bebeklere günlük hayatta karşılaşabileceği tanıdık konuların sunulması önemlidir. Bir buçuk yaş civarlarında kitaptaki nesneleri tanıyan bebekler 2 yaş sonuna doğru iyi ve kötü sonla biten hikâyeleri ayırmaya başlarlar.
2-3 yaş dönemine geldiklerinde resimli öykü kitaplarının tek oturumda okunacak kısalıkta olanları seçilmelidir. Çünkü dikkat süreleri kısadır. Bitmek bilmeyen kitap yazmış demesinler. 😀 Amacımız kitapları sevdirmek, kitaptan keyif almalarını sağlamak ve kitapla olan bağlarını güçlendirmek, yoksa her şeyi kitaplardan öğrenmeleri değil.
Yine bu yaşlarda, hareket edebilen, açıldığında bir yapı oluşturup onları şaşırtabilen kitaplar tercih edilebilir böylece kitaplara olan ilgileri daha da çok artacaktır. Kitaptaki hikâyelerin jest ve mimiklerle, el ve kol hareketleriyle dramatize edilmesi çocuğun hikâyeye karşı heyecanını ve merakını artıracaktır.
Çocuk kitapları sadece ne anlattıkları ya da yazdıklarıyla ilgili değil resimleriyle de öne çıkmaktadır. Resimli kitaplarda basit bir hikâye veya masal, ardada resimlerle hem metin hem resim yoluyla çocuğa anlatılmaktadır. Bazen hiç metin olmayabilir. Çizimler tek başına bir olayı anlatabilecek güçtedir. Özellikle metni olmayan hikâye kitapları çocukların hikâyeyi kendisinin oluşturması için onları zorlar, hayal gücünü ve yaratıcılığını harekete geçirir. Metin bulunduğun da ise, resimle metin birbirinin tamamlayıcısı durumunda olmalıdır. Çocukların kitaplarla kurduğu ilişki görsel dilin kullanıldığı resimlerle daha çok kuvvetlenir. Bu sebeple okul öncesi dönem çocuklar için büyük resimli ve az yazılı kitaplar seçilmelidir. Çocuklar okumayı bilmedikleri için resimler, kitabın anlaşılmasını ve kitaptan zevk alınmasını sağlar. Gereksiz detaylardan arınmış, resimle metnin birbirini tamamladığı, sade, açık, tek başına bir olayı anlatabilecek güçte hazırlanmış resimli kitaplar seçilmelidir. Bu kitaplarda resim çok olduğundan çocukların dikkat sürelerini uzatır, dinleme ve neden-sonuç ilişkisi kurma becerisini geliştirir.
Çocuk kitaplarının çok önemli bir işlevi daha vardır ki o da değer ediniminde önemli yardımcılar olmasıdır. Çocuğun duyarlı bir düşünce yapısına sahip olmasında çocuk-kitap ilişkisinin çok önemli bir yer tuttuğu tartışılmaz bir gerçektir.
Bu sebeple okul öncesi dönemde çocuklara sunulan kitapların içeriklerinin de olumlu kişilik özelliklerini destekleyecek biçimde olması gerekmektedir. Çocuğa kendi gerçekliği çerçevesinde yaklaşmayı başarabilen; çocukta sanatsal ve düşünsel farkındalık uyandırabilecek nitelikte olan aynı zamanda doğal ve hayatın içinden yaşantılarla, duygu ve davranışlarla değerler eğitiminin verildiği kitaplar seçilebilir. Ancak çocuklar için oluşturulmuş bir kitap eğer edebî değilse hem doğal hem güzel değilse, son derece güdümlü bir tarzda oluşturulduysa çocuğa katacağı şey çok sınırlıdır. Çocuk kitapları, çocuğun gelişim özelliklerine uygun olarak hazırlanan aynı zamanda edebiyat ve sanat barındıran eserlerdir. Her tarafı güllerle, cıvıl cıvıl renklerle süslenmiş, yaşamdan kopuk bir şekilde bir değerin görsel olarak resmedildiği veya sözel olarak anlatıldığı kitapların etkisi çok sınırlıdır. Hem eğitici hem edebî hem de estetik bir kitabı nasıl seçebilirim diye endişelenmeyin zira böyle bir kitabı okuduğunuzda bu kararı vermek birkaç saniyenizi alacaktır ve emin olun etkisi çok uzun sürecektir.
Edebî metinler yoluyla çocuklar hikâyedeki kahramanla özdeşim kurarlar. Bu sebeple çocuklara içinde kendilerini bulabilecekleri kahramanların olduğu kitaplar seçilebilir. Yetişkinler gibi çocuklar da baş etmekte zorlandıkları konuları içeren hikâyeleri daha çok ilgiyle dinlerler. Benzer sorunları yaşayan hikâye kahramanlarıyla karşılaşmak çocuğu rahatlatır ve değişik çözüm yollarını tanıma fırsatı verir. Bunun yanında çocuğun sınırlı olan hayat tecrübelerine zenginlik katar.
4-5 yaşlarına gelindiğinde çocuklar akıcı olay zinciri olan kitapları daha çok tercih etmektedir. Ayrıca bu yaşta çocuklar daha iyi gözlemleme yeteneğine sahiptir, kitaptaki detaylara daha çok dikkat ederler. Bazen yetişkinlerin göremediği ayrıntıları bile fark edebilirler. Bu dönemde nesneler arası karşılaştırma, sıralama, sınıflama yapabilmeyi sağlayan kitaplar seçilebilir. Yine bu dönemde çocuklar kitaptaki karakterlerin duygularını anlamlandırabilir ve hikâyede geçen olaylar için neden sonuç ilişkisi kurabilirler.
5-6 yaş çocuklarının dil gelişimleri yetişkin konuşmasına yaklaşmıştır. Çocuğun filizlenen okuryazarlığının ortaya çıkmasında tekerlemeler ve kafiyeli sözcüklerden oluşan ritmik özellikteki kitapların seçilmesi önemlidir. Artık okumaya hazırlık dönemine geçerler. Yazılara karşı farkındalık gösterirler ve sık karşılaştıkları harfleri ya da kelimeleri tanıyabilirler. Bu sebeple günlük hayatta karşılaştığı veya karşılaşabileceği temel kelimelerden oluşan hikâyeler seçilebilir.
Kitap okuma saatleri düzenleyebilir ve çocuğunuzun resimlerden yola çıkarak size kitabı anlatmasını isteyebilirsiniz. Kitaplara yeni başlıklar seçebilir, hikâyenin sonunu değiştirebilir ya da hikâyeleri canlandırabilirsiniz. Çocuklara kitapların özel ve değerli olduklarını da hissettirmek gerekir. Bu sebeple hediye olarak kitabı tercih edebilirsiniz. Evin bir köşesinde çocuğun kendisinin de ulaşabileceği yükseklikte kitaplar için bir yer ayırabilirsiniz.
Çocuklarımıza okuma alışkanlığını kazandırmak için ne yapmalıyız diye sorduğumuzda üçüncü olarak diyaloğa dayalı okuma konusu gelmektedir. Çocuğun sadece dinleyici olduğu düz kitap okuma yerine diyaloğa dayalı okuma yapıldığında kitap okuma daha zevkli ve etkili hale gelmektedir. Diyaloğa dayalı okuma yapabilmek için hikâye okunurken çocuğa açık uçlu sorular sorularak çocuğun etkin olarak okuma sürecine dahil edilmesini sağlayabilirsiniz. Hikâye kahramanının neler hissettiği, neler düşündüğü ve neden öyle yaptığı hakkında sorular sorup, tahmin yürütebilirsiniz. Resimli hikâye kitabının her detayını tahminde bulunmak ve anlam çıkarmak için kullanabilirsiniz. Çocuğun söylediklerini onaylayarak ve biraz üstüne eklemeler yapıp genişleterek birlikte fikirler inşa edebilirsiniz. Ayrıca çocuğun, bağlantılar kurması ve daha yüksek düzeyde anlama gösterebilmesi için kendi kişisel yaşantısını hikâyeyle birleştirmesini sağlamak için sorular sorabilirsiniz. Bunun için hikâyedeki yer, zaman, olay, kahramanın giysisi, ya da duygusuyla ilgili herhangi bir konuda çocuğunuzun anısını söylemesini isteyebilirsiniz. Çocuğunuzun size soru sormasını teşvik ederek de katılım göstermesini sağlayabilirsiniz. Böylelikle okunan metin birlikte yeni fikirler ve bakış açıları oluşturmak için bir fırsat sunar.
Çocukla birlikte kitap okumanın çocuğa bilişsel anlamda, dil gelişimi anlamında, sosyal duygusal gelişimi anlamında pek çok kazanımı bulunmaktadır. Ancak çocukla birlikte geçirilen keyifli kitap okuma anlarına gölge düşürmesin diye bu kazanımların çoğuna değinilmemiştir. Kitap okumayı eğitici bir araç olarak görmek değil, güzel ve keyifli vakit geçirmek için bir fırsat olarak görmek gerekmektedir. İşte o zaman boş zamanlarda kitap okunmaz, kitap okunmak için boş zaman yaratılır.
Çocuklar için en değerli ve en kıymetli şey de ailesiyle birlikte keyifle geçirdiği vakittir.
Kaynakça
Yaman, E. (2014). Değerler eğitimi, eğitimde yeni ufuklar. Ankara: Akçağ Yayınları.
Adeta bir hapishane hayatına doğan ve defalarca yıkıcı savaşlar yaşayan Gazzeli çocukların olgunlukları ve felaketler karşısındaki sabırlı duruşları, hem çocuğa bakışımızda hem de çocuk yetiştirmedeki yanlışlarımızı gösterdi. Elini suya sabuna dokundurtmadan, tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayarak, hayatın zorluklarıyla ve tehlikeleriyle yüzleştirmeden, hiçbir sorumluluk yüklemeden çocuk büyütmek ve bununla övünmek, dünyadaki varlık gayemiz olan imtihan olgusundan habersizliğimizin en açık göstergesi.
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Güçlü, sağlıklı ve çalışma potansiyeli olanların dışındaki tüm insanları yok sayan kapitalist sistem ve güçlü tüm yapıları eritmeye kararlı modern sömürgeci dünya düzeninde hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç çocuklar asla öncelenmez. Hatta bu insanların bakımı da sömürgeci sisteme hizmet eden bir sektöre dönüştürülür.
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır (Ertuğrul Yaman, 2014).
Anne baba olarak en önemli görevlerimizden biri de çocuklarımıza kitabı sevdirmektir. Çünkü biz kendilerine kitap verilenlerdeniz. Oku emrinin muhatabıyız. Çocuklarımızı yetiştirirken de bunu unutmamalıyız. Çocuklarımıza kitabı sevdirmeyi ve kitap okuma alışkanlığını kazandırmayı vazife bilmeliyiz. Çünkü okuma alışkanlığı edinilmiş veya edinilecek önemli bir beceridir; kendiliğinden kazanılmasını beklemek büyük bir kayıptır.
Çocuklar ne kadar erken kitaplarla tanışırlarsa o kadar çok kitapları sevecek, okuma alışkanlığı kazanacak ve edebî zevkin tadına varacaklardır. Çocukları kitapla tanıştırmak için doğum öncesine kadar gitmek gerekir. Çünkü anne karnındaki bebekler çok iyi birer dinleyicidirler. Doğumdan sonraki insan hayatının en önemli ve en kritik gelişim dönemi ise çocukluktur. Bu dönemde edinilen bilgiler ve kazanılan beceriler, tüm hayatımız boyunca bize kaynaklık etmektedir. İşte tam da bu noktada niyetimizi almalı ve çocukları kitaplarla tanıştırmalıyız.
Hepimiz çocuklarımızın iyi okurlar olmasını isteriz, ancak ‘bunun için ne yapmalıyız?’ diye sorduğumuzda ‘ilk olarak çocuklarımıza örnek alacakları doğru birer rol model olmalıyız’ cevabı gelir. Taklit bir öğrenme yoludur ve çocuklar anne babalarını çok iyi taklit ederler. Aslında tüm anne babalar çocukların taklit ederek pek çok şey öğrendiğini bilirler, görürler; duyarlı anne babalar ise rol model olarak ne kadar büyük bir sorumluluk yüklendiklerinin bilincinde hareket ederler. Bu sebeple okuma alışkanlığı öncelikle ailede, sonra da okulda kazanılır.
Çocuklarımıza okuma alışkanlığını kazandırmak için ne yapmalıyız diye sorduğumuzda ikinci olarak çocuğa uygun kitap seçimi gelmektedir. Çocuğun okumayı sevmesi, kitaptan zevk alması, fikir dünyasının gelişmesi, dünyayı anlamlandırması ve dil gelişiminin desteklenmesinde kitap seçimi çok önemlidir. Çocuğa uygun olmayan kitaplar bir değer sunmak yerine, yıkıcı ve uzaklaştırıcı olabilir. Bu sebeple kitap seçiminde birkaç hususa dikkat edilmelidir.
Bu sebeple çocukluk dönemini okul öncesi dönem (0-6 yaş), okul dönemi (7-11 yaş) ve erken yetişkinlik dönemi (12-18 yaş) şeklinde ayırmak mümkündür. Gelişimsel olarak bakıldığı zaman bilişsel, sosyal, duygusal, fiziksel ve dil gelişiminde her dönemin kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Biz de okul öncesi dönemi kapsayan 0-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimsel özelliklerini ve kitap seçerken nelere dikkat edeceğimizi ele alalım.
Çocukların kitaplara ilgi göstermeleri için konuşmaya başlamaları gerekmemektedir. Kitapla tanışmanın yaşı yoktur. Kitapları elleriyle kavramaya başladıkları andan itibaren kendileri doğrudan kitaplarla etkileşime geçebilirken, anne karnındayken yetişkinin desteğiyle kitaplarla etkileşime geçebilirler. Söylediğiniz hiçbir şeyi anlamadığını düşünebilirsiniz. Ancak bebekler anne karnındayken bile duydukları hikâyeleri hatırlamakta, annelerinin seslerini yabancı birinin sesine tercih etmektedirler. Bebeklerin sohbete sözel karşılık vermemesi onların dili kavramadığı anlamına gelmez. Bebeğinizle kitap okumaya doğum öncesinden bile başlayabilirsiniz. Doğduktan sonra da bebeklerle yapılan minik okumalar ortak dikkat ve sosyal katılım gibi pek çok önemli becerilerin gelişmesini sağlayacaktır. Bebeğiniz büyüdükçe katılım göstermesi daha da artacak ve birlikte kitap okumanın tadını aldıkça bu, rutin bir kitap okuma saatlerine dönüşecektir.
Bebekler doğdukları andan itibaren duyularıyla dünyayı algılamaya ve keşfetmeye çalışırlar. Duyuların ön planda olduğu bu dönemde bebeklerin dokunsal, işitsel, görsel ve diğer duyu organlarını da kullanabileceği kitaplarla tanışmaları ve kitaptan zevk almaları sağlanabilir. Bebekler kitabın hikâye metninden ziyade daha çok duyularına hitap eden uyarıcılarla ilgilenirler. Bu yüzden kitaplardaki resimlerin parlak ve büyük olması onlar için daha çok ilgi çekicidir. Bebeklerin kitapları tutabilmesi, sayfalarını değiştirebilmesi ve rahat oynayabilmesi için küçük boyutta olması gerekir. Isırma, fırlatma, yalamaya karşı dayanıklı kolay yıpranmayan ve yırtılmayan karton, keçe gibi malzemelerden yapılmış kitaplar tercih edilebilir. Aynı zamanda boyalarının çocuğa zarar vermeyecek şekilde olması gerekmektedir. Bebekler her ne kadar kitapları okuryazarlık işlevi dışında kullansalar da kitaba aşinalık kazanmaktadırlar. Bu keşif gerçekleştikçe bebeklerin ilgileri şekillenir ve artık sevip sevmedikleri şeyler hakkında tercihlerde bulunup söz ya da hareketleriyle duygularını ifade edebilirler.
Bebekler yürüyüp yeni yerler keşfettikçe ya da yeni sözcükler öğrenip konuşmaya başladıkça ilgileri daha da çok genişler. Artan ilgileriyle birlikte tekrarlayıcı hareketler ve sözlerden hoşlanırlar. Etkileşime girdikleri kitaplarda sözcük tekrarlarının olması kitaplardan hoşlanmaları açısından önemlidir. Aynı zamanda kitaplardan keyif aldıkça ve daha çok sizinle etkileşime girdikçe aynı kitabın tekrar tekrar okunmasını isterler. Sabırla okuyun. Okurken tek düze ses tonu ve çok abartılı ifadeler çocuğunuzu rahatsız edebilir. Fakat ses tonunuzu gerektiği yerlerde alçaltıp yükseltmek ve gerektiğinde mimik kullanmak, onun hem ilgisini çekecek hem de eğlendirecektir.
Bu dönem kitaplarla güzel bir bağ kurmak için önemli bir fırsattır. Kitaplara dokunmaya ve okuduklarınızı dinlemeye çok heveslidirler. Sizin yüzünüze bakıp, keyifli ve mutlu bir şekilde ona kitap okuduğunuzu izlemeye bayılırlar. Kitap okuma esnasında ses tonunuz, mimikleriniz, yüzünüze yansıyan duygular bebeğiniz için sosyal ve duygusal katılımın ilk adımlarıdır. Farklı duyguları içeren kitapları okuyarak duyguların farkına varma, duyguları düzenleyebilme, karşılıklı duygu alışverişi yapabilme gibi sosyal duygusal öğrenme gerçekleştirebilirsiniz. Kitaplarla geçirilen güzel vakitler aynı zamanda ebeveynler ile çocuklar arasındaki duygusal bağı da artırır. Kucağınıza alarak bebeğinize kitap okuduğunuzda bebeğinizin ihtiyacı olan dokunma ve sevgi ihtiyacını karşılamış aynı zamanda duygusal bağınızı güçlendirmiş olursunuz.
Bebekler büyüdükçe seslere daha duyarlı olmaya ve farklı sesler duyduklarında kıkır kıkır gülmeye başlarlar. Bu dönemde ses tekrarları, basit tekerleme ve kafiyeli cümlelerin yer aldığı kitaplar daha çok ilgilerini çekebilir. Ayrıca bebeklere günlük hayatta karşılaşabileceği tanıdık konuların sunulması önemlidir. Bir buçuk yaş civarlarında kitaptaki nesneleri tanıyan bebekler 2 yaş sonuna doğru iyi ve kötü sonla biten hikâyeleri ayırmaya başlarlar.
2-3 yaş dönemine geldiklerinde resimli öykü kitaplarının tek oturumda okunacak kısalıkta olanları seçilmelidir. Çünkü dikkat süreleri kısadır. Bitmek bilmeyen kitap yazmış demesinler. 😀 Amacımız kitapları sevdirmek, kitaptan keyif almalarını sağlamak ve kitapla olan bağlarını güçlendirmek, yoksa her şeyi kitaplardan öğrenmeleri değil.
Yine bu yaşlarda, hareket edebilen, açıldığında bir yapı oluşturup onları şaşırtabilen kitaplar tercih edilebilir böylece kitaplara olan ilgileri daha da çok artacaktır. Kitaptaki hikâyelerin jest ve mimiklerle, el ve kol hareketleriyle dramatize edilmesi çocuğun hikâyeye karşı heyecanını ve merakını artıracaktır.
Çocuk kitapları sadece ne anlattıkları ya da yazdıklarıyla ilgili değil resimleriyle de öne çıkmaktadır. Resimli kitaplarda basit bir hikâye veya masal, ardada resimlerle hem metin hem resim yoluyla çocuğa anlatılmaktadır. Bazen hiç metin olmayabilir. Çizimler tek başına bir olayı anlatabilecek güçtedir. Özellikle metni olmayan hikâye kitapları çocukların hikâyeyi kendisinin oluşturması için onları zorlar, hayal gücünü ve yaratıcılığını harekete geçirir. Metin bulunduğun da ise, resimle metin birbirinin tamamlayıcısı durumunda olmalıdır. Çocukların kitaplarla kurduğu ilişki görsel dilin kullanıldığı resimlerle daha çok kuvvetlenir. Bu sebeple okul öncesi dönem çocuklar için büyük resimli ve az yazılı kitaplar seçilmelidir. Çocuklar okumayı bilmedikleri için resimler, kitabın anlaşılmasını ve kitaptan zevk alınmasını sağlar. Gereksiz detaylardan arınmış, resimle metnin birbirini tamamladığı, sade, açık, tek başına bir olayı anlatabilecek güçte hazırlanmış resimli kitaplar seçilmelidir. Bu kitaplarda resim çok olduğundan çocukların dikkat sürelerini uzatır, dinleme ve neden-sonuç ilişkisi kurma becerisini geliştirir.
Bu sebeple okul öncesi dönemde çocuklara sunulan kitapların içeriklerinin de olumlu kişilik özelliklerini destekleyecek biçimde olması gerekmektedir. Çocuğa kendi gerçekliği çerçevesinde yaklaşmayı başarabilen; çocukta sanatsal ve düşünsel farkındalık uyandırabilecek nitelikte olan aynı zamanda doğal ve hayatın içinden yaşantılarla, duygu ve davranışlarla değerler eğitiminin verildiği kitaplar seçilebilir. Ancak çocuklar için oluşturulmuş bir kitap eğer edebî değilse hem doğal hem güzel değilse, son derece güdümlü bir tarzda oluşturulduysa çocuğa katacağı şey çok sınırlıdır. Çocuk kitapları, çocuğun gelişim özelliklerine uygun olarak hazırlanan aynı zamanda edebiyat ve sanat barındıran eserlerdir. Her tarafı güllerle, cıvıl cıvıl renklerle süslenmiş, yaşamdan kopuk bir şekilde bir değerin görsel olarak resmedildiği veya sözel olarak anlatıldığı kitapların etkisi çok sınırlıdır. Hem eğitici hem edebî hem de estetik bir kitabı nasıl seçebilirim diye endişelenmeyin zira böyle bir kitabı okuduğunuzda bu kararı vermek birkaç saniyenizi alacaktır ve emin olun etkisi çok uzun sürecektir.
Edebî metinler yoluyla çocuklar hikâyedeki kahramanla özdeşim kurarlar. Bu sebeple çocuklara içinde kendilerini bulabilecekleri kahramanların olduğu kitaplar seçilebilir. Yetişkinler gibi çocuklar da baş etmekte zorlandıkları konuları içeren hikâyeleri daha çok ilgiyle dinlerler. Benzer sorunları yaşayan hikâye kahramanlarıyla karşılaşmak çocuğu rahatlatır ve değişik çözüm yollarını tanıma fırsatı verir. Bunun yanında çocuğun sınırlı olan hayat tecrübelerine zenginlik katar.
4-5 yaşlarına gelindiğinde çocuklar akıcı olay zinciri olan kitapları daha çok tercih etmektedir. Ayrıca bu yaşta çocuklar daha iyi gözlemleme yeteneğine sahiptir, kitaptaki detaylara daha çok dikkat ederler. Bazen yetişkinlerin göremediği ayrıntıları bile fark edebilirler. Bu dönemde nesneler arası karşılaştırma, sıralama, sınıflama yapabilmeyi sağlayan kitaplar seçilebilir. Yine bu dönemde çocuklar kitaptaki karakterlerin duygularını anlamlandırabilir ve hikâyede geçen olaylar için neden sonuç ilişkisi kurabilirler.
5-6 yaş çocuklarının dil gelişimleri yetişkin konuşmasına yaklaşmıştır. Çocuğun filizlenen okuryazarlığının ortaya çıkmasında tekerlemeler ve kafiyeli sözcüklerden oluşan ritmik özellikteki kitapların seçilmesi önemlidir. Artık okumaya hazırlık dönemine geçerler. Yazılara karşı farkındalık gösterirler ve sık karşılaştıkları harfleri ya da kelimeleri tanıyabilirler. Bu sebeple günlük hayatta karşılaştığı veya karşılaşabileceği temel kelimelerden oluşan hikâyeler seçilebilir.
Kitap okuma saatleri düzenleyebilir ve çocuğunuzun resimlerden yola çıkarak size kitabı anlatmasını isteyebilirsiniz. Kitaplara yeni başlıklar seçebilir, hikâyenin sonunu değiştirebilir ya da hikâyeleri canlandırabilirsiniz. Çocuklara kitapların özel ve değerli olduklarını da hissettirmek gerekir. Bu sebeple hediye olarak kitabı tercih edebilirsiniz. Evin bir köşesinde çocuğun kendisinin de ulaşabileceği yükseklikte kitaplar için bir yer ayırabilirsiniz.
Çocuklarımıza okuma alışkanlığını kazandırmak için ne yapmalıyız diye sorduğumuzda üçüncü olarak diyaloğa dayalı okuma konusu gelmektedir. Çocuğun sadece dinleyici olduğu düz kitap okuma yerine diyaloğa dayalı okuma yapıldığında kitap okuma daha zevkli ve etkili hale gelmektedir. Diyaloğa dayalı okuma yapabilmek için hikâye okunurken çocuğa açık uçlu sorular sorularak çocuğun etkin olarak okuma sürecine dahil edilmesini sağlayabilirsiniz. Hikâye kahramanının neler hissettiği, neler düşündüğü ve neden öyle yaptığı hakkında sorular sorup, tahmin yürütebilirsiniz. Resimli hikâye kitabının her detayını tahminde bulunmak ve anlam çıkarmak için kullanabilirsiniz. Çocuğun söylediklerini onaylayarak ve biraz üstüne eklemeler yapıp genişleterek birlikte fikirler inşa edebilirsiniz. Ayrıca çocuğun, bağlantılar kurması ve daha yüksek düzeyde anlama gösterebilmesi için kendi kişisel yaşantısını hikâyeyle birleştirmesini sağlamak için sorular sorabilirsiniz. Bunun için hikâyedeki yer, zaman, olay, kahramanın giysisi, ya da duygusuyla ilgili herhangi bir konuda çocuğunuzun anısını söylemesini isteyebilirsiniz. Çocuğunuzun size soru sormasını teşvik ederek de katılım göstermesini sağlayabilirsiniz. Böylelikle okunan metin birlikte yeni fikirler ve bakış açıları oluşturmak için bir fırsat sunar.
Çocukla birlikte kitap okumanın çocuğa bilişsel anlamda, dil gelişimi anlamında, sosyal duygusal gelişimi anlamında pek çok kazanımı bulunmaktadır. Ancak çocukla birlikte geçirilen keyifli kitap okuma anlarına gölge düşürmesin diye bu kazanımların çoğuna değinilmemiştir. Kitap okumayı eğitici bir araç olarak görmek değil, güzel ve keyifli vakit geçirmek için bir fırsat olarak görmek gerekmektedir. İşte o zaman boş zamanlarda kitap okunmaz, kitap okunmak için boş zaman yaratılır.
Çocuklar için en değerli ve en kıymetli şey de ailesiyle birlikte keyifle geçirdiği vakittir.
Kaynakça
Yaman, E. (2014). Değerler eğitimi, eğitimde yeni ufuklar. Ankara: Akçağ Yayınları.
İlgili Yazılar
Gazze Öğretmeninin İnsanlığa Öğrettiği Dersler
Adeta bir hapishane hayatına doğan ve defalarca yıkıcı savaşlar yaşayan Gazzeli çocukların olgunlukları ve felaketler karşısındaki sabırlı duruşları, hem çocuğa bakışımızda hem de çocuk yetiştirmedeki yanlışlarımızı gösterdi. Elini suya sabuna dokundurtmadan, tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayarak, hayatın zorluklarıyla ve tehlikeleriyle yüzleştirmeden, hiçbir sorumluluk yüklemeden çocuk büyütmek ve bununla övünmek, dünyadaki varlık gayemiz olan imtihan olgusundan habersizliğimizin en açık göstergesi.
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Aile Kurumunun Sömürgeci Zihnin Güdümünde Geçirdiği Değişim ve Dönüşüm
Güçlü, sağlıklı ve çalışma potansiyeli olanların dışındaki tüm insanları yok sayan kapitalist sistem ve güçlü tüm yapıları eritmeye kararlı modern sömürgeci dünya düzeninde hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç çocuklar asla öncelenmez. Hatta bu insanların bakımı da sömürgeci sisteme hizmet eden bir sektöre dönüştürülür.
Ölümlülük Tedavisinde Yeni Nesil Şirketler
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Meğer İsrail Gazze’nin Dışında Hemen Her Yeri İşgal Etmiş
Bir akıl tutulması… Bir çarpık ve manipüle edilmiş zihin yapısı… Model paradigmanın değişmezliğine iman edilmesi… Küresel tahakküme karşı durmanın yolunun onun dışında kalarak, yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olabileceğinin umursanmayıp paradigma içi muhalefetin benimsenmesi ve nehrin suyundan içildikçe içilmesi… Nehrin suyundan bolca içtikleri için dizlerinin bağı çözülenlerin Calut’un mağlup edilemeyeceğine inanması…
“(Nehirden çokça içenler) ‘Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler” (Bakara, 2/249) Demek ki zulmedenler ve onların yandaşları o nehirden tıka basa içmişler. Calut adına ve ondan korkarak…