İslâm iktisadının değer yüklü karakteri, anlam ve uygulama boyutuyla Müslüman bireyden Müslüman topluma geniş bir çerçeve çizer. Dine dayalı ahlâkın iktisada dâhil edilmesi yönüyle Müslüman ekonomisinin iktisadi davranışın kurumsal ve toplumsal yapı ve işlevinde pratik ve esneklik kazanması, meseledir. Hayat şartları değişken yapısı karşısında ekonomik üretim ve pazarlamayı peşinden sürüklemiş. Arz ve talep dengesi finansal hareketlilikle yönetilmiştir. İslâm İktisadi karakter yapısı ve özellikleri süre gelen modern ekonomik anlayışlara –Liberalizm, Sosyalizm, Komünizm, Kapitalizm, Karma Ekonomi– farklı bir yapıya sahip, Müslüman toplumun ‘gerçekleri’ ile tanımlanır ve pozitif (neoklasik) iktisattan ayırır.
Daha-
Modern Hayata Kurtarıcı Bir Nefes: İslâm İktisadında Ahlâkî Aksiyom
-
İlhami Güler İle Gazze, Vicdan ve İnsanlık Dramı Üstüne
Kur’an’dan bizim öğrendiğimiz ise şu: İnananlar kendi üzerlerine düşen sorumluluğu bütünüyle yerine getirdikten sonra Tanrı o süreçte müminlere yardım ediyor, müdahale ediyor her anlamda… Sen kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeden başına bir kötülük geldiğinde dua et Tanrıya: “Bu kötülüğü bizden kaldır.” Hayır, bu racona ters!
Daha -
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Daha -
Hayatın Merkezine Oturan Kaygı: Ekonomik Kaygılı İnsan Çağı
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
Daha -
Mülkiyet, Özgürlük ve Adalet Bağlamında İktisadi İnsanın İmali
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
Daha -
Dünyanın Boyasıyla Boyanmış Yüzler
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Daha