• Bir Kentin Tarihinden Bugüne

    Tarih, bir disiplin olma sıfatıyla insana ait olan tecrübenin kendisiyle ilgilenir. Sadece vakalar veya kişiler özeline indirgenmiş bir içerikle değil, bu tecrübelerin ortak yönelim ve tekrarlarının dayandığı birtakım ortak kurallar dizgesini de tespit etmeye çalışır. Tarih boyunca insan toplulukları birbiri ardına oluşur, ortaya pratikler koyar, kendine tespit edilen zaman dilimini yaşar ve sırasını kendinden sonraki kuşağa bırakır.

    Daha
  • Alev Erkilet ile Şehir ve Köy ayrımı üzerine

    Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde duyduğumuz ve kullandığımız köy, köylü, şehir, şehirli, kır, kırsal gibi kavramlar ne anlama gelmektedir? Köye ve şehre has özellikler nelerdir? Köyde ve şehirde İslam’ın yorumları ve pratik görünümleri nasıl olmaktadır? Kapitalist kent ve İslam kenti nedir? Kültür, gelenek ve İslam’ın geleneksel yorumları köy ve şehir tartışmasında neye denk düşmektedir?

    Daha
  • Köy-Şehir Gerilimine Dair Birkaç Mülahaza

    İnsan, tabiatı gereği toplumsal bir varlıktır. Yani insan, hayatını devam ettirebilmek için hem maddi açıdan hem de manevi açıdan başka insanlara ihtiyaç duyar ki bu da onun insan olmasından neşet eder. Aslında insan, sosyal olduğu kadar bireysel ihtiyaçlara da sahiptir. Kitab-ı Kerim’in bize öğrettiği de hesabın bireysel görüleceği ancak hayatın ve dinin müşterek yaşanabileceğidir. İnsan, …

    Daha
  • Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi

    Zevkinde sefasında gamında kederinde
    Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
    böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
    Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
    Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
    Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
    Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
    Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
    Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
    Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
    şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

    Daha
  • İnsanlar mı Şehirlerini Kaybetti Şehirler mi İnsanlarını

    “Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
    Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
    Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
    Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.”

    Daha
  • Şiir

    Sen benim son düşümsün
    Karşılaştık mı daha evvel?
    Alacaklısın göçüp giden yanımdan
    Seyrek dokunuşlarımdan
    Durgun sularımdan
    İyi bak gördüğün huzmelere:
    ‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
    Bol korunaklı sitelerimizden
    Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
    Takılıp kalıyorum gözlerinde
    Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
    Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?

    Daha
  • Kitap Seçkisi

    “Edward Said, entelektüeli, bir müçtehit olarak görüyor ve ondan içtihat yapmasını bekliyor; tabii ki entelektüel bir bakışla… Her ne kadar İslam’ın din olduğundan söz etse bile laik entelektüel zihni gereği İslam’ı bir “düşünce” olarak algılıyor. Daha doğrusu şu: Müslüman entelektüel hem naslara iman edip hem de iman ettiği bu sınırları entelektüel cüretle aşabilir mi? Edward Said de sanırım daha çok Müslüman entelektüelleri kastederek şöyle demez mi zaten: “Entelektüel, her zaman bağlılık sorununun amansız meydan okuması ile kuşatılmış durumda.” Yukarıda andığım iki adın da (Nuri Pakdil ve Atasoy Müftüoğlu) birer insan, Müslüman, yazar ve sanatçı olarak hayatlarına, entelektüel çabalarına yakından tanık oldum. Her iki insanın da konuşurken, yazarken, tartışırken ve toplumsal, siyasal anlamda tavır alırken, Müslüman ve entelektüel olmanın, daha doğrusu olamamanın “çelişkisini” kaçınılmaz olarak yaşadıkları kanaatindeyim; bu çelişkileri gördüm.”

    Daha
  • Şiir

    vaziyet
    başlamaya hasretli dilim
    ötelerden belletilene köprüsün
    çaktın kibriti lazım değil ruh
    elinde eksik tarif
    önünde müşkül bir yol

    kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
    geldiğin gibi olmuyorsun hiç
    senden değil bu elbet
    rahat ol
    şamar oğlanı zaman

    Daha
  • Mektup V

    Ümit ederim iyisindir, zira ümit soluk alıp-vermenin niteliğini etkiler… Nicedir yazıyorum, içimden geldiği, dilimin döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla… Geçen mektupta “istersen yaz e-mail adresime” dedim. Yazmadın, demek ki istemedin, yoksa yazacaklarını bitirmiş, sebeplerini yitirmiş olamazsın. Yok yok, sitem değil bu, niye sitem edeyim ki yazmak benim kararım ve tercihim, senin için de durum aynı diğer bir ifadeyle. Ama yazsaydın, yazmak kadar okumak da iyi gelirdi bana. Hâlinden haber almak, kafanı yoranları, gönlünü besleyenleri, ümidini destekleyenleri görmek isterdim/isterim. Kapsama alanımda olanlar ilgilendirir beni, yazarken dinliyor ve dinleniyorum ben, öyle düşünüyorum işte, yazmak bana iyi geldiği gibi sana da iyi gelir düşüncesindeyim.

    Daha
Updating
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.