“Gözlerini sıkı sıkı kapattığı için tek görebildiği karanlıktı,
hem de kapkara bir karanlık.”
Maniler, ninniler, destanlar, fıkralar çocuk edebiyatının ilk ürünleri arasında sayılabilir. Bu ürünler çocuğa yaşama dair mesajlar verirken onun güzel vakit geçirmesini, eğlenmesini de hedeflemektedir. Yazılı dönemle birlikte bu görev basılı metinlere devredilmiştir. Ancak bu dönemde üretilen metinler daha çok yetişkin bireylerin tüketimine yönelik hazırlandığı için çocuk edebiyatı alanında, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilecek metin ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç çocuk edebiyatının, çocuklar için üretmenin yolunu açmıştır.
Teknolojik gelişmeler, toplumun yaşam biçimini değiştiren, kültür anlayışına etki eden, yaşamın doğal akışını şekillendiren etmenler, çocuk edebiyatı alanında üretilen eserlerin biçimsel yapısında ve içeriğinde değişimlerin, yeniliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Çocuğa, çocuk edebiyatına olan bakışın değişmesiyle birlikte alandaki üretim sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle yayınevlerinin çocuk edebiyatı alanına yönelmeleri çocuk yayıncılığının da önünü açmıştır. Bu değişimler kendisiyle birlikte nitelikli çocuk edebiyatı kitabı sorununu da doğurmuştur.
Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlerden söz edebilmek için eserler, bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır. Kitabın biçimsel yapısından, içeriğine doğru bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu alanda üretilen metinlerin çocuğun yazıyla, yazın dünyasıyla ilk karşılaşması ve yaşamı boyunca onun kitaba bakışını, yaklaşımını şekillendiren ilk örnekler olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, kitabın hikâyesinden önce kapak kalitesi, kullanılan hamur, kapak tasarımı, içerik tasarımı, çizimler, renk tercihleri… gibi her bir ayrıntı çok daha önemli bir hale gelmektedir.
Kapak Tasarımı
İçinde bulunduğumuz modern zamanlarda görsellik yazının önüne geçmiş durumdadır. Yaşamın akışı içerisinde, sayısız görsele maruz kalmaktayız. Özellikle mikroblog uygulamaları ve sosyal medya platformlarının da etkinliğini arttırmasıyla insanların zaman kavramı algısı değişmiş; büyük puntolar, tasarımlar, görseller, haber başlıkları önem kazanmıştır.
Bu durum edebiyat alanına da yansımaktadır. Öyle ki kitap kapakları hikâyenin önüne geçmeye başlamıştır. Kapak tasarımı kitapların tercih sebebi olmaya başlamıştır. Çocuk edebiyatı söz konusu olduğunda tasarım konusu çok daha fazla önemli bir konuma gelmektedir. Kapak tasarımı çocuğu yazın dünyasına taşıyacak bir karşılama görevini üstlenmektedir. Kitabın içindeki çizgiler kadar kapak görselleri de çocuğun gelişimine uygun olmak zorundadır. Bunun yanında kapak tasarımı kitabı ve hikâyeyi bir cazibe odağı haline de getirmelidir.
Daha küçük yaş grupları için kitabın sağlam olması da önem arz etmektedir. Kitabın dağılmaması, renklerin birbirine karışmaması, yazıların net ve okunaklı olması çocuğun gözünde kitabın değerine ilişkin önemli donelerdir. Bu nedenle küçük yaş grupları için kitabın tasarımı ve kalitesi daha üst bir noktada olmalıdır. Ayrıca çocuğun ilgisini sürdürmek için kapaklar klasik anlayışın dışında bir nesneye ya da bir canlıya benzeyecek şekilde tasarlanabilir. Bez kapaklar, plastik kapaklar ya da doğal kapaklar kullanılabilir. Doğal kapaklar, çocukta geri dönüşüm ve doğaya saygı bilinci uyandıracağı için kitabın alternatif bir etkisi olarak çocuğun zihninde yer edinebilir.
Hikâyenin Çizgileri
Bir çocuk eserini, yetişkinler için yazılmış eserlerden ayıran özellikler vardır. Bu özelliklerin başında hikâyenin çizimlerle desteklenmesi gelmektedir. Çocuk edebiyatı eserinde çizgiler, en az hikâye kadar önem arz etmektedir. Hikâyeyi desteklemek için, kitabı ilgi çekici bir hale getirmek için kullanılan çizimlerin çocuğun gelişimine uygun olması gerekmektedir. Çocuğun ruh ve beden sağlığını olumlu yönde etkileyecek çizgiler, onun ilerleyen yaşlarda kitapla olan bağını güçlü bir şekilde devam ettirmesini de sağlamaktadır.
Çizim konusunda ilk kural olarak ifade ettiğimiz, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimine uygun olması, akıl ve ruh sağlığını olumlu desteklemesinden sonra, çizimler konusunda beklentimiz, onların hayal güçlerini geliştirecek seviyede olmalarıdır.
Çizimler, çocuğun üzerinde düşünebileceği, konuşabileceği, çizimden referansla yeni hikâyeler oluşturabileceği nitelikte olmalıdır.
Özellikle küçük yaş gruplarında çizimler hikâyenin önündedir. Hacim olarak da metinden daha geniş bir yer tutarlar. Çocuk, hikâyenin büyük bir kısmını çizimlerden destek alarak tamamlar. Bu nedenle kitap çizimlerinin çocukta merak uyandıracak, onu soru sormaya hikâyenin içine girmeye teşvik edecek yapıda olmasına dikkat edilmelidir. Bu özelliklerinin yanında çizimin belirgin olması, özel bir hedefi yoksa renk karmaşasından uzak olması, renklerin birbirine karışmamış olması da dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur.
Sakın Yapma Kitapları
Çocuk kitaplarının bir matematik formülü gibi kesin, net ve belirgin sınırları yoktur. Her kitap biçimi, içeriği, tasarımı gibi özellikleriyle diğerleri arasından sıyrılır. Çocuk edebiyatı kitaplarına dair belirli özellikler sıralayıp bütün eserleri bu özellikler çerçevesinde değerlendirmek; birbirlerine benzeyen, kopya metinlerin üretilmesine neden olacaktır. Bu durumun önüne geçmek için bir çocuk kitabında olması gereken özelliklerin yanında olmaması gereken şeylerin de ifade edilmesi mühimdir.
Nitelikli çocuk kitaplarının önündeki en büyük engel bakış açısıdır. Yazarın çocuğu ciddiye alması gerekmektedir. Çocuklar için yazmakla yetişkinler için yazmak arasında belirgin bir fark yoktur. Bir eserin taşıması gereken; dil ve anlatım seviyesi, gerilim ve merak unsurlarının kullanımı, biçimsel yapı, tasarım, sözcük zenginliği, estetik gibi özellikler çocuk edebiyatı metinleri için de geçerlidir.
Bunun için çocuğun hayatının en önemli zaman dilimlerinden biri olan oyunun ve oyun alanlarının çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Oyun, çocuğun sosyal yaşam becerilerini kazandığı, kişiliğini kurduğu, iletişim becerilerini geliştirdiği, toplumsal kurallar edindiği sonsuz çeşitliliği olan ve çocuğun günlük yaşamında geniş yer kapsayan bir alandır. Çocuğun gerçek yaşama hazırlık yaptığı bu anların çocuklar için üretilen metinlerde de kendisine yer bulması gerekmektedir. Çocuğun dünyasındaki her eylemin mantıklı bir temeli vardır. Çocuklar için metin üretirken bu özelliğin hatırda tutulması gerekmektedir.
Bütün bu bilgiler ışığında şunu rahatlıkla ifade edebiliriz: Bir çocuk edebiyatı metni çocuğa parmak sallamamalıdır. Sayfalar boyunca sıkıcı nasihatler ve mesajlar vermemelidir. Didaktik olmaktan özellikle kaçınmalıdır. Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlere baktığımızda dikkatimi çeken özelliklerin başında, çocuğu terbiye etme çabasının güdülmemesi gelmektedir. Çocuk, kendi dünyasının bir özelliğine uygun olarak keyifli, eğlenceli, mutlu geçirdiği zaman içerisinde payına düşeni almaktadır.
Aptal Çocuk Kitapları
Çocuk edebiyatı alanında üretilen metinlerin diğer bir problemi çocukların aptal yerine konmasıdır. Bu problem, çocuklara parmak sallayan sakın yapma metinlerinin bir sonucudur. Metin boyunca çocuğa nasihat veren yazar, aptal çocuk metinlerinde bu tutumunu sürdürmeye devam edecektir.
Metinde yapılan bir espriyi açıklayacak, vermek istediği mesajı çocuğun gözüne sokarak “bak burası çok önemli” diyecek, çocuğun kitapla olan iletişimini kesecektir. Zaten çocuk kendisini aptal yerine koyan yazarı ve kitapları tespit etmekte zorlanmamaktadır. Metindeki mizahı açıklayan; sezdirmenin, göstermenin ötesinde açıklama çabasına girişen, çocuğun dünyasından uzak yazarı anında elemektedir.
Peki, bir kitabın aptal çocuk kitabı kategorisinde olmadığını nasıl anlarız? Aslında basit bir cevabı var bu sorunun. Her yaştan insan bu kitabı okuduğunda lezzet alıyorsa, keyifle okuyorsa, kendisinde bir şeyler bulabiliyorsa o kitap estetik bir seviye yakalamış demektir. Bu kitap için bir sanat eseri nitelemesi yapmak mümkündür. Etiketinde bir yaş kısıtlaması mevcut olsa da kitap, yaşlar üstü bir konuma gelmiştir. Zaten bu durum, çocuk edebiyatı alanında üretilen metinlerde görmeyi arzu ettiğimiz, beklediğimiz bir seviyedir.
Sonuç olarak, yazma eyleminin kendisine has özellikler taşıdığını, çocuklar için yazmakla yetişkinler için yazmanın çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılmadığını söyleyebiliriz. Bu duruma bağlı olarak yazar, ürettiği, üreteceği metinlerde estetik bir kaygı gütmek zorundadır. Bir sanat eserinden, nitelikli bir çalışmadan söz edebilmenin yollarından biri budur. Çocuklar için yazmak elbette yazara bazı sınırlılıklar getirecektir. Çocuk edebiyatı alanında eser üreten bir yazar dilediği her konuyu dilediği biçimde ele alamayacaktır. Kelime sayısı, cümle uzunluğu, çocuğun gelişim basamaklarına uygunluk gibi sınırları olacaktır yazarın. Ancak bu sınırlar, bütünüyle didaktik, çocuğun zekasını ciddiye almayan, onun gelişim özelliklerine odaklanmayan metinlere bir sebep olmamalıdır. Yazar, çocuğun yazın dünyasına dair düşüncelerini, yargılarını şekillendireceği gerçeğini aklından çıkarmadan; çocuğun hayal dünyasını, anlatım yeteneğini, sözcük bilgisini arttıracak, aynı zamanda ona eğlenerek geçireceği bir zaman dilimi sunacak eserler üretmek çabasında olmalıdır. Ancak bütün bunlar bir araya geldiğinde nitelikli bir eserden söz etmek mümkün olacaktır.
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz iş birliği (Gutwein) aracılığıyla gerçekleştirildi.
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Meşruiyet… Din, ideoloji, ahlâk, hukuk, gelenek gibi toplumun benimsemiş olduğu değerler sistemine uygunluk… Bir düşünce ya da eylemin bir ana ilkeden ya da nedenden hareket edilerek haklılığını ispat etme arayışı… İlk neden arayışı olarak sağlam bir temellendirmeyi, gelecek için davranış kalıplarını içeren sistemlerin popüler bir yönetim ve kuşatıcı bir bütünlük arayışı… Eylemlerin, ilişkilerin toplumsal kabul görecek hukuksal, zorunlu, makûl gerekçelere dayandırılması… Siyasal iktidarın nüfuz alanı, sınırı… Bir iş ya da eylemin hangi ilkeye göre onaylanacağının referans kaynağı… Siyasal iktidarın amaçlarını, eylemlerinin niteliklerini topluma kabul ettirme sorunu… Bir kuralın kendinin üstünde bulunan hukuksal veya etik bir norma uygun olması… İslami literatürde, dinî kaynaklara dayalı hükümlere ya da dine, onun ilkelerine uygun olan iş ve işlemler…
Filozoflar, hem içinde yaşadıkları toplumlarının bir parçasıdırlar hem de söyledikleri yani felsefeleri ile çağın ruhu olan kişilerdir. Batılı filozoflar, her ne kadar “filozof” olsalar da Batılı kültürel kodun izlerini taşıdıkları için diğer toplumları “yabancı,” öteki”, “barbar”, “az gelişmiş” olarak görürler. Nitekim Kıta Avrupası felsefesi ve filozofları etno-santrik olarak görülmüşlerdir. Bu ruh hâlâ çakılı olarak devam etmektedir.
Çocuk Yazınında Nitelikli Kitap Sorunu
“Gözlerini sıkı sıkı kapattığı için tek görebildiği karanlıktı,
hem de kapkara bir karanlık.”
Maniler, ninniler, destanlar, fıkralar çocuk edebiyatının ilk ürünleri arasında sayılabilir. Bu ürünler çocuğa yaşama dair mesajlar verirken onun güzel vakit geçirmesini, eğlenmesini de hedeflemektedir. Yazılı dönemle birlikte bu görev basılı metinlere devredilmiştir. Ancak bu dönemde üretilen metinler daha çok yetişkin bireylerin tüketimine yönelik hazırlandığı için çocuk edebiyatı alanında, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilecek metin ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç çocuk edebiyatının, çocuklar için üretmenin yolunu açmıştır.
Teknolojik gelişmeler, toplumun yaşam biçimini değiştiren, kültür anlayışına etki eden, yaşamın doğal akışını şekillendiren etmenler, çocuk edebiyatı alanında üretilen eserlerin biçimsel yapısında ve içeriğinde değişimlerin, yeniliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Çocuğa, çocuk edebiyatına olan bakışın değişmesiyle birlikte alandaki üretim sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle yayınevlerinin çocuk edebiyatı alanına yönelmeleri çocuk yayıncılığının da önünü açmıştır. Bu değişimler kendisiyle birlikte nitelikli çocuk edebiyatı kitabı sorununu da doğurmuştur.
Bu alanda üretilen metinlerin çocuğun yazıyla, yazın dünyasıyla ilk karşılaşması ve yaşamı boyunca onun kitaba bakışını, yaklaşımını şekillendiren ilk örnekler olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, kitabın hikâyesinden önce kapak kalitesi, kullanılan hamur, kapak tasarımı, içerik tasarımı, çizimler, renk tercihleri… gibi her bir ayrıntı çok daha önemli bir hale gelmektedir.
Kapak Tasarımı
İçinde bulunduğumuz modern zamanlarda görsellik yazının önüne geçmiş durumdadır. Yaşamın akışı içerisinde, sayısız görsele maruz kalmaktayız. Özellikle mikroblog uygulamaları ve sosyal medya platformlarının da etkinliğini arttırmasıyla insanların zaman kavramı algısı değişmiş; büyük puntolar, tasarımlar, görseller, haber başlıkları önem kazanmıştır.
Bu durum edebiyat alanına da yansımaktadır. Öyle ki kitap kapakları hikâyenin önüne geçmeye başlamıştır. Kapak tasarımı kitapların tercih sebebi olmaya başlamıştır. Çocuk edebiyatı söz konusu olduğunda tasarım konusu çok daha fazla önemli bir konuma gelmektedir. Kapak tasarımı çocuğu yazın dünyasına taşıyacak bir karşılama görevini üstlenmektedir. Kitabın içindeki çizgiler kadar kapak görselleri de çocuğun gelişimine uygun olmak zorundadır. Bunun yanında kapak tasarımı kitabı ve hikâyeyi bir cazibe odağı haline de getirmelidir.
Daha küçük yaş grupları için kitabın sağlam olması da önem arz etmektedir. Kitabın dağılmaması, renklerin birbirine karışmaması, yazıların net ve okunaklı olması çocuğun gözünde kitabın değerine ilişkin önemli donelerdir. Bu nedenle küçük yaş grupları için kitabın tasarımı ve kalitesi daha üst bir noktada olmalıdır. Ayrıca çocuğun ilgisini sürdürmek için kapaklar klasik anlayışın dışında bir nesneye ya da bir canlıya benzeyecek şekilde tasarlanabilir. Bez kapaklar, plastik kapaklar ya da doğal kapaklar kullanılabilir. Doğal kapaklar, çocukta geri dönüşüm ve doğaya saygı bilinci uyandıracağı için kitabın alternatif bir etkisi olarak çocuğun zihninde yer edinebilir.
Hikâyenin Çizgileri
Bir çocuk eserini, yetişkinler için yazılmış eserlerden ayıran özellikler vardır. Bu özelliklerin başında hikâyenin çizimlerle desteklenmesi gelmektedir. Çocuk edebiyatı eserinde çizgiler, en az hikâye kadar önem arz etmektedir. Hikâyeyi desteklemek için, kitabı ilgi çekici bir hale getirmek için kullanılan çizimlerin çocuğun gelişimine uygun olması gerekmektedir. Çocuğun ruh ve beden sağlığını olumlu yönde etkileyecek çizgiler, onun ilerleyen yaşlarda kitapla olan bağını güçlü bir şekilde devam ettirmesini de sağlamaktadır.
Çizimler, çocuğun üzerinde düşünebileceği, konuşabileceği, çizimden referansla yeni hikâyeler oluşturabileceği nitelikte olmalıdır.
Özellikle küçük yaş gruplarında çizimler hikâyenin önündedir. Hacim olarak da metinden daha geniş bir yer tutarlar. Çocuk, hikâyenin büyük bir kısmını çizimlerden destek alarak tamamlar. Bu nedenle kitap çizimlerinin çocukta merak uyandıracak, onu soru sormaya hikâyenin içine girmeye teşvik edecek yapıda olmasına dikkat edilmelidir. Bu özelliklerinin yanında çizimin belirgin olması, özel bir hedefi yoksa renk karmaşasından uzak olması, renklerin birbirine karışmamış olması da dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur.
Sakın Yapma Kitapları
Çocuk kitaplarının bir matematik formülü gibi kesin, net ve belirgin sınırları yoktur. Her kitap biçimi, içeriği, tasarımı gibi özellikleriyle diğerleri arasından sıyrılır. Çocuk edebiyatı kitaplarına dair belirli özellikler sıralayıp bütün eserleri bu özellikler çerçevesinde değerlendirmek; birbirlerine benzeyen, kopya metinlerin üretilmesine neden olacaktır. Bu durumun önüne geçmek için bir çocuk kitabında olması gereken özelliklerin yanında olmaması gereken şeylerin de ifade edilmesi mühimdir.
Nitelikli çocuk kitaplarının önündeki en büyük engel bakış açısıdır. Yazarın çocuğu ciddiye alması gerekmektedir. Çocuklar için yazmakla yetişkinler için yazmak arasında belirgin bir fark yoktur. Bir eserin taşıması gereken; dil ve anlatım seviyesi, gerilim ve merak unsurlarının kullanımı, biçimsel yapı, tasarım, sözcük zenginliği, estetik gibi özellikler çocuk edebiyatı metinleri için de geçerlidir.
Bunun için çocuğun hayatının en önemli zaman dilimlerinden biri olan oyunun ve oyun alanlarının çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Oyun, çocuğun sosyal yaşam becerilerini kazandığı, kişiliğini kurduğu, iletişim becerilerini geliştirdiği, toplumsal kurallar edindiği sonsuz çeşitliliği olan ve çocuğun günlük yaşamında geniş yer kapsayan bir alandır. Çocuğun gerçek yaşama hazırlık yaptığı bu anların çocuklar için üretilen metinlerde de kendisine yer bulması gerekmektedir. Çocuğun dünyasındaki her eylemin mantıklı bir temeli vardır. Çocuklar için metin üretirken bu özelliğin hatırda tutulması gerekmektedir.
Bütün bu bilgiler ışığında şunu rahatlıkla ifade edebiliriz: Bir çocuk edebiyatı metni çocuğa parmak sallamamalıdır. Sayfalar boyunca sıkıcı nasihatler ve mesajlar vermemelidir. Didaktik olmaktan özellikle kaçınmalıdır. Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlere baktığımızda dikkatimi çeken özelliklerin başında, çocuğu terbiye etme çabasının güdülmemesi gelmektedir. Çocuk, kendi dünyasının bir özelliğine uygun olarak keyifli, eğlenceli, mutlu geçirdiği zaman içerisinde payına düşeni almaktadır.
Aptal Çocuk Kitapları
Çocuk edebiyatı alanında üretilen metinlerin diğer bir problemi çocukların aptal yerine konmasıdır. Bu problem, çocuklara parmak sallayan sakın yapma metinlerinin bir sonucudur. Metin boyunca çocuğa nasihat veren yazar, aptal çocuk metinlerinde bu tutumunu sürdürmeye devam edecektir.
Metinde yapılan bir espriyi açıklayacak, vermek istediği mesajı çocuğun gözüne sokarak “bak burası çok önemli” diyecek, çocuğun kitapla olan iletişimini kesecektir. Zaten çocuk kendisini aptal yerine koyan yazarı ve kitapları tespit etmekte zorlanmamaktadır. Metindeki mizahı açıklayan; sezdirmenin, göstermenin ötesinde açıklama çabasına girişen, çocuğun dünyasından uzak yazarı anında elemektedir.
Peki, bir kitabın aptal çocuk kitabı kategorisinde olmadığını nasıl anlarız? Aslında basit bir cevabı var bu sorunun. Her yaştan insan bu kitabı okuduğunda lezzet alıyorsa, keyifle okuyorsa, kendisinde bir şeyler bulabiliyorsa o kitap estetik bir seviye yakalamış demektir. Bu kitap için bir sanat eseri nitelemesi yapmak mümkündür. Etiketinde bir yaş kısıtlaması mevcut olsa da kitap, yaşlar üstü bir konuma gelmiştir. Zaten bu durum, çocuk edebiyatı alanında üretilen metinlerde görmeyi arzu ettiğimiz, beklediğimiz bir seviyedir.
Sonuç olarak, yazma eyleminin kendisine has özellikler taşıdığını, çocuklar için yazmakla yetişkinler için yazmanın çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılmadığını söyleyebiliriz. Bu duruma bağlı olarak yazar, ürettiği, üreteceği metinlerde estetik bir kaygı gütmek zorundadır. Bir sanat eserinden, nitelikli bir çalışmadan söz edebilmenin yollarından biri budur. Çocuklar için yazmak elbette yazara bazı sınırlılıklar getirecektir. Çocuk edebiyatı alanında eser üreten bir yazar dilediği her konuyu dilediği biçimde ele alamayacaktır. Kelime sayısı, cümle uzunluğu, çocuğun gelişim basamaklarına uygunluk gibi sınırları olacaktır yazarın. Ancak bu sınırlar, bütünüyle didaktik, çocuğun zekasını ciddiye almayan, onun gelişim özelliklerine odaklanmayan metinlere bir sebep olmamalıdır. Yazar, çocuğun yazın dünyasına dair düşüncelerini, yargılarını şekillendireceği gerçeğini aklından çıkarmadan; çocuğun hayal dünyasını, anlatım yeteneğini, sözcük bilgisini arttıracak, aynı zamanda ona eğlenerek geçireceği bir zaman dilimi sunacak eserler üretmek çabasında olmalıdır. Ancak bütün bunlar bir araya geldiğinde nitelikli bir eserden söz etmek mümkün olacaktır.
İlgili Yazılar
İsrail ve Filistin Anlatilarinda Filistin’in Etnik Temizliği: Sözcüksel Temsilin Söylem-Kavramsal Analizi
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz iş birliği (Gutwein) aracılığıyla gerçekleştirildi.
Gazze’nin Hatırlattıkları ve Gösterdikleri
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Her Sistemin Kendine Özgü Bir Meşruiyet Kaynağı Vardır
Meşruiyet… Din, ideoloji, ahlâk, hukuk, gelenek gibi toplumun benimsemiş olduğu değerler sistemine uygunluk… Bir düşünce ya da eylemin bir ana ilkeden ya da nedenden hareket edilerek haklılığını ispat etme arayışı… İlk neden arayışı olarak sağlam bir temellendirmeyi, gelecek için davranış kalıplarını içeren sistemlerin popüler bir yönetim ve kuşatıcı bir bütünlük arayışı… Eylemlerin, ilişkilerin toplumsal kabul görecek hukuksal, zorunlu, makûl gerekçelere dayandırılması… Siyasal iktidarın nüfuz alanı, sınırı… Bir iş ya da eylemin hangi ilkeye göre onaylanacağının referans kaynağı… Siyasal iktidarın amaçlarını, eylemlerinin niteliklerini topluma kabul ettirme sorunu… Bir kuralın kendinin üstünde bulunan hukuksal veya etik bir norma uygun olması… İslami literatürde, dinî kaynaklara dayalı hükümlere ya da dine, onun ilkelerine uygun olan iş ve işlemler…
Palyatif ve Yorgun Toplumların Palyatif ve Yorgun Filozofları
Filozoflar, hem içinde yaşadıkları toplumlarının bir parçasıdırlar hem de söyledikleri yani felsefeleri ile çağın ruhu olan kişilerdir. Batılı filozoflar, her ne kadar “filozof” olsalar da Batılı kültürel kodun izlerini taşıdıkları için diğer toplumları “yabancı,” öteki”, “barbar”, “az gelişmiş” olarak görürler. Nitekim Kıta Avrupası felsefesi ve filozofları etno-santrik olarak görülmüşlerdir. Bu ruh hâlâ çakılı olarak devam etmektedir.