Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
“Savaş her zaman davetsiz gelir. Hoşlanmadığı şeylerin listesini de beraberinde getirir.” Yavuz hırsızdır, ev sahibini bastırır savaş. “Bundan böyleeeeeeee…” diye çirkin naralar atar. Binlerce yılın yaşanmışlığını, birikimini hiçe sayar; sevgi köprülerini hiçbiri kalmayacak şekilde imha eder.
Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez. Bu cihetle iki kavram arasında doğrudan bir ilinti kurmaktan önce temel teşkil edici yapıya işaret edilmesi gerekir. Bu, insana daha geniş bir perspektif sunar. Bütünlük ve tutarlılık hissi kazandırır. Lakin yine de iş, inceleme ve eleştiriye gelince muhtemel ilişkilerin gözler önüne serilmesi ve somut karşılıkların sunulması icap eder.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Takip edilecek akıl yürütme, duygular üzerinden olabildiği gibi müziğin özü, mânâsı üzerinden olabilir. Hatta katılımcılardan gelen neden-sonuç zincirlerine göre duygular üzerinden yapılan akıl yürütmeye müziğin özü, mânâsı eklemlenebilir.
Hacı Kardaşlarıma
Hoş geldin Kâbe’den ey mü’min kardaş
İnşallah haccınız dev bendler gibi
Arzın her yanından bulup bir haldaş
Elele verdiniz bülendler gibi
Lebbeyk allahümme lebbeyk nidası
Göğü inletmiştir tekbir sedası
Kalbine dolduysa dava ihlâsı
Hazlısın olsan da sur-bendler gibi
Harem-i Şerif’te tek saf oldunuz
Kimbilir o anda ne hoş kuldunuz
Eve dönünce de öyle olunuz
Necatı ‘birlik’te görenler gibi
Mü’minin beyninde selamdır asıl
Fas’tan, Malezya’dan gelenler nasıl
Sohbet ettiniz mi acep kaç fasıl
Malatya’da sohbet edenler gibi
Resimli kardeşler ne alemdeler
Esas alınamaz fani ide’ler
Umarız katıksız vahye gideler
Sahabi cehtiyle şahinler gibi
Kunut duasından Şafiîlere
El bağlamaz diye Malikilere
Teymiye’yi verip Hambelilere
Vahhabi der misin kâhinler gibi
Hanif sanar bu tip echel kendini
Sağa sola çatar bilmez haddini
Yobazlık olmuştur onların dini
Bühtancıya özdeş hainler gibi
Yesrib’de sekiz gün gece mi kaldın
Rasûl’ün kabrini Kâbe mi sandın
Yoksa sende takke, boncuk mu aldın
Ruh yerine cıncık alanlar gibi
Muharref beyinle avama bakma
Adının yanına başka ad takma
Güzel amelini ateşe yakma
Masalcı vaizi tutanlar gibi
Derler ki pazardan mal alıp satma
Terazi kullanma metre hiç tutma
Seni koyun yapıp yerler unutma
Sırtında yan gelip yatanlar gibi
Takvasızlar haktan kolay koparlar
Hacceden insanı melek sayarlar
Senin de adını Hacı koyarlar
İşine gösteriş katanlar gibi
Yıkmalı her mü’min körkütük cehli
Olmalı gücünce arayış ehli
Helal işlerinde tutmalı sehli
Rasul’den örnekler alanlar gibi
İlgili Yazılar
Anadolu Türkü Dolu
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Benim Sadık Yarim Işıl Işıl Barış
“Savaş her zaman davetsiz gelir. Hoşlanmadığı şeylerin listesini de beraberinde getirir.” Yavuz hırsızdır, ev sahibini bastırır savaş. “Bundan böyleeeeeeee…” diye çirkin naralar atar. Binlerce yılın yaşanmışlığını, birikimini hiçe sayar; sevgi köprülerini hiçbiri kalmayacak şekilde imha eder.
Ahmet Örs’ün Öykülerinde “Edebiyatın Asıl Damarı” / Hak ve Adalet Arayışı
Adalet ve edebiyat arasında bağ kurmak bir bakıma yersiz. Her iki kavramın da hayatı inşa edici yönü son derece açıktır. İnşa edici unsurların çelişki arz etmesi, nihayetinde beklenilmez. Bu cihetle iki kavram arasında doğrudan bir ilinti kurmaktan önce temel teşkil edici yapıya işaret edilmesi gerekir. Bu, insana daha geniş bir perspektif sunar. Bütünlük ve tutarlılık hissi kazandırır. Lakin yine de iş, inceleme ve eleştiriye gelince muhtemel ilişkilerin gözler önüne serilmesi ve somut karşılıkların sunulması icap eder.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Felsefe Atölyeleri ve Müzik
Takip edilecek akıl yürütme, duygular üzerinden olabildiği gibi müziğin özü, mânâsı üzerinden olabilir. Hatta katılımcılardan gelen neden-sonuç zincirlerine göre duygular üzerinden yapılan akıl yürütmeye müziğin özü, mânâsı eklemlenebilir.