Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
“Jose Mourinho Fenerbahçe’de. Deneyimli teknik adamla iki yıllık sözleşme imzalanacak.”
Bildirimi görünce gözlerine inanamadı. Doğru muydu? Emin olmak için arama motoruna yazmaya başladı. Daha “mou” yazar yazmaz karşısına “Mourinho Fenerbahçe” haberi çıktı. Heyecanla tıkladı. Doğruydu. Helal be başkan, sonunda turnayı gözünden vurdun, dedi. Günlerdir süren “Mourinho Fener’e” adlı hastag çalışmasına bizzat destek olduğu için gönendi. Hemen kankalarına yolladı haberi.
Kaydırdı
“Ünlü oyuncudan hayranlarını sevindiren haber”
Tıkladı.
Bir süre önce diziden ayrılan başrol oyuncusu geri dönmüştü. Setten ilk kareler paylaşılmaya başlanmıştı zaten. Şimdi de dizinin fragmanı dönüyordu. Keyifle izledi. Zaten diziden ayrılıp başka projede yer almasını hata olarak görüyordu. Yaptığı işler tutmamıştı çünkü. Ben olsam hiç ayrılmazdım demeye fırsat olmadı, çünkü sıradaki görsel dikkatini çekti;
Kaydırdı
“Şekersiz ve unsuz nefis tatlı tarifi. Parmaklarınızı yerseniz hastane masrafları benden”
İddialı bir başlıktı. Gülümsedi. Hızı x2 yaptı. Malzemeler çok hızlı geçti önünden. Bu sefer aradaki önemli nüansları kaçırıyordu. X1.5’te karar kılarak tekrar izledi. İncir ve sütle yapılan bir tatlıydı. Dileyen kakao ekleyebilirdi. Glüten hassasiyeti olan eşine ve birkaç arkadaşına gönderdi videoyu. Kanalı beğenip takibe aldı.
Kaydırdı
“Uygun fiyata Bosna Gezisi”
Açıklama kısmındaki yazılar gözüne oldukça kalabalık gözüktü. Merak da ediyordu içten içe. Aliya İzzetbegoviç’in uzun yıllar önce bir kitabını okumuştu. Birkaç arkadaşı da gezi izlenimlerinden söz edince ilgisi daha da artmıştı. Hem daha önceki gün soykırımın yıl dönümüydü. Kendisi de bir “story” paylaşmıştı, ondan hatırladı. Sayfayı yenilediğinde tekrar bu ilanı bulamayabilirdi, eşine yolladı bunu da. Okursa bana da anlatır diye düşündü.
Kaydırdı
“Gıdada tahşiş ve usulsüzlük yapan firmalar açıklandı”
Bakanlık pek çok firmanın adını paylaşmıştı. Aralarında tanıdık bir marka da vardı. Gözünüze dizinize dursun, demek yıllardır bizi söğüşlediniz be dedi. Boykot edilecek markalar arasına onu da ekledi. Bu gönderiyi de yakın arkadaşlarından oluşan beş kişilik whatsapp grubuna “şu alçaklara bakın” yazarak gönderdi.
Kaydırdı
Gazze’de … kişi daha öldürüldü. Bir hastane ve iki okul bombalandı. Güvenli bölgeye geçmeye çalışan sivillere ateş açıldı. Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana katledilen kişilerin sayısı … oldu.
Kaydıramadı.
Eli, parmakları uyuşmuştu sanki. Sustu, içinden sustu ve telefonu aldığı yere koydu.
“Her şey tıpatıp aynıydı: Islık çalan sütçü, aynı at arabası… ama arabada çok fazla süt şişesi vardı ve bu kötüye işaretti. Her fazla şişe gece bir ailenin daha bombalandığı anlamına geliyordu.”
Tevfikbey Mahallesi’nin ara sokaklarında yeni aldığı Chelsea botunun kaldırımı döven sesiyle yürüyordu. Otobüsten iner inmez akşam ezanı kulaklarına dolmuştu. Etrafı şöyle bir kolaçan etti, Sefaköy’ün boğuk, tıkış tıkış binaları arasında tek bir minare yükselmiyordu. Geçen arabaların yanıp sönen farları ve sıra sıra dükkânların spot lambaları, caddeyi ışıl ışıl parlatıyordu.
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Uyanmak karanlığı bulmaktır aslında. Yüzümüzde ezbere bildiğimiz mahmurlukla karanlığı bileklerinden yakalamaktır uyanmak.
Karanlığı yıkamak neyi değiştirir fikri seni eylemesin.
Kur’a hep kendi içimizdeki günahkâra çıkar.
Sen kendi aksini izlemeye meyledip denize düşeni ve içinde haksızlık olan karanlığı yutan balığı hatırla.
Aşikâr ki ölüm dikkatini yitirmeden dünyanın -ve iç dünyamızın- ayartıcılarına tam anlamıyla kapılamıyoruz. Bunun farkında olarak çarklarını döndürmek isteyen sistem, ölüm düşüncesini hayatın büsbütün dışına atmak için elinden geleni yapıyor. Bunu yapamadığındaysa ona alışmamızı ve sıradan bir hadise olarak yorumlamamızı istiyor.
Kaydıraç
Uyku tutmadı. Sağa döndü, sola döndü. Mutfağa doğru götürdü ayakları. İki kaşık yoğurt yedi. Ağzının kenarını, biçimsizce kopardığı kâğıt havluyla sildi. Yine de uyku tutmadı. Komidinin üstündeki telefonunu aldı eline, uçuş modunu kapatıp mobil veriyi açtı:
“Jose Mourinho Fenerbahçe’de. Deneyimli teknik adamla iki yıllık sözleşme imzalanacak.”
Bildirimi görünce gözlerine inanamadı. Doğru muydu? Emin olmak için arama motoruna yazmaya başladı. Daha “mou” yazar yazmaz karşısına “Mourinho Fenerbahçe” haberi çıktı. Heyecanla tıkladı. Doğruydu. Helal be başkan, sonunda turnayı gözünden vurdun, dedi. Günlerdir süren “Mourinho Fener’e” adlı hastag çalışmasına bizzat destek olduğu için gönendi. Hemen kankalarına yolladı haberi.
Kaydırdı
“Ünlü oyuncudan hayranlarını sevindiren haber”
Tıkladı.
Bir süre önce diziden ayrılan başrol oyuncusu geri dönmüştü. Setten ilk kareler paylaşılmaya başlanmıştı zaten. Şimdi de dizinin fragmanı dönüyordu. Keyifle izledi. Zaten diziden ayrılıp başka projede yer almasını hata olarak görüyordu. Yaptığı işler tutmamıştı çünkü. Ben olsam hiç ayrılmazdım demeye fırsat olmadı, çünkü sıradaki görsel dikkatini çekti;
Kaydırdı
“Şekersiz ve unsuz nefis tatlı tarifi. Parmaklarınızı yerseniz hastane masrafları benden”
İddialı bir başlıktı. Gülümsedi. Hızı x2 yaptı. Malzemeler çok hızlı geçti önünden. Bu sefer aradaki önemli nüansları kaçırıyordu. X1.5’te karar kılarak tekrar izledi. İncir ve sütle yapılan bir tatlıydı. Dileyen kakao ekleyebilirdi. Glüten hassasiyeti olan eşine ve birkaç arkadaşına gönderdi videoyu. Kanalı beğenip takibe aldı.
Kaydırdı
“Uygun fiyata Bosna Gezisi”
Açıklama kısmındaki yazılar gözüne oldukça kalabalık gözüktü. Merak da ediyordu içten içe. Aliya İzzetbegoviç’in uzun yıllar önce bir kitabını okumuştu. Birkaç arkadaşı da gezi izlenimlerinden söz edince ilgisi daha da artmıştı. Hem daha önceki gün soykırımın yıl dönümüydü. Kendisi de bir “story” paylaşmıştı, ondan hatırladı. Sayfayı yenilediğinde tekrar bu ilanı bulamayabilirdi, eşine yolladı bunu da. Okursa bana da anlatır diye düşündü.
Kaydırdı
“Gıdada tahşiş ve usulsüzlük yapan firmalar açıklandı”
Bakanlık pek çok firmanın adını paylaşmıştı. Aralarında tanıdık bir marka da vardı. Gözünüze dizinize dursun, demek yıllardır bizi söğüşlediniz be dedi. Boykot edilecek markalar arasına onu da ekledi. Bu gönderiyi de yakın arkadaşlarından oluşan beş kişilik whatsapp grubuna “şu alçaklara bakın” yazarak gönderdi.
Kaydırdı
Gazze’de … kişi daha öldürüldü. Bir hastane ve iki okul bombalandı. Güvenli bölgeye geçmeye çalışan sivillere ateş açıldı. Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana katledilen kişilerin sayısı … oldu.
Kaydıramadı.
Eli, parmakları uyuşmuştu sanki. Sustu, içinden sustu ve telefonu aldığı yere koydu.
İlgili Yazılar
Bir Rutinbozar ve Çocuksavar Olarak Savaş
“Her şey tıpatıp aynıydı: Islık çalan sütçü, aynı at arabası… ama arabada çok fazla süt şişesi vardı ve bu kötüye işaretti. Her fazla şişe gece bir ailenin daha bombalandığı anlamına geliyordu.”
Kaymak
Tevfikbey Mahallesi’nin ara sokaklarında yeni aldığı Chelsea botunun kaldırımı döven sesiyle yürüyordu. Otobüsten iner inmez akşam ezanı kulaklarına dolmuştu. Etrafı şöyle bir kolaçan etti, Sefaköy’ün boğuk, tıkış tıkış binaları arasında tek bir minare yükselmiyordu. Geçen arabaların yanıp sönen farları ve sıra sıra dükkânların spot lambaları, caddeyi ışıl ışıl parlatıyordu.
Şair Tutanağı: Yağmur Duası
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Uyanmak karanlığı bulmaktır aslında. Yüzümüzde ezbere bildiğimiz mahmurlukla karanlığı bileklerinden yakalamaktır uyanmak.
Karanlığı yıkamak neyi değiştirir fikri seni eylemesin.
Kur’a hep kendi içimizdeki günahkâra çıkar.
Sen kendi aksini izlemeye meyledip denize düşeni ve içinde haksızlık olan karanlığı yutan balığı hatırla.
Gassal: Randevuyla Çalışmıyoruz
Aşikâr ki ölüm dikkatini yitirmeden dünyanın -ve iç dünyamızın- ayartıcılarına tam anlamıyla kapılamıyoruz. Bunun farkında olarak çarklarını döndürmek isteyen sistem, ölüm düşüncesini hayatın büsbütün dışına atmak için elinden geleni yapıyor. Bunu yapamadığındaysa ona alışmamızı ve sıradan bir hadise olarak yorumlamamızı istiyor.